9 Kasım 2025 Pazar

TRÜ İLEF İLETİŞİM HUKUKU VİZE SINAVI HAKKINDA AÇIKLAMA ve VİZE DENEME SINAVI

 

TRÜ İLEF İLETİŞİM HUKUKU VİZE SINAVI HAKKINDA AÇIKLAMA ve VİZE DENEME SINAVI

 

Vize Sınavı Hakkında Açıklama:

1.        Sınavda ilk 3 bölümden (1-336 slayt aralığı) sorumlusunuz. 1. Bölümden 10 soru, 2. Bölümden 5 soru, 3. Bölümden 15 soru olmak üzere toplam 30 test sorusu sorulacaktır.

2.        Yanlışlar doğruları götürmeyecektir.

3.        Ödevlerden alınan puanlar vize notuna ilave edilecektir.

 

VİZE DENEME SINAVI

Vize öncesi son derste aşağıdaki sorular çözümlenecektir.

 

1.        İletişime ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

A)       Toplumsal hayatın sürdürülmesi ve toplumsal kuralların kusursuz bir biçimde işlemesi iletişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesine bağlıdır.

B)       İletişim, bireyin yaşamını sürdürmesinde ve çevresiyle etkileşim içinde bulunmasında çok büyük bir öneme sahiptir.

C)      İletişim; bilgi, inanç, sanat, hukuk, örf-adet gibi kültürel ögelerin kuşaktan kuşağa taşıyıcısıdır.

D)      İletişim toplumların devamını sağlayan zorunlu bir süreçtir.

E)       Herkes anlamlı ve doyumlu bir yaşam için çalışır ve iletişim, doyumlu ve anlamlı bir yaşamın sonucudur.

 

2.        İletişimin unsurları hangisinde doğru verilmiştir?

A)       Muhatap-Mesaj-Kanal-Alıcı-Geribildirim

B)       Kaynak-Medya-Kanal-Alıcı-Geribildirim

C)      Kaynak-Kanal-Kanal-Kitle-Geribildirim

D)      Kaynak-Mesaj-Kanal-Alıcı-Reklam

E)       Kaynak-Mesaj-Kanal-Alıcı-Geribildirim

 

3.        İletişim sürecinde kaynak ile alıcı arasında akan mesajların taşıyıcısı hangisidir?

A)       Dönüt

B)       Devlet

C)      Kodlama

D)      Sansür

E)       Kanal

 

4.        Aşağıdakilerden hangisi kitle iletişiminin özelliklerinden değildir? 

A)       Kitle iletişiminin hedef kitlesi görece geniştir ve hedef kitle çeşitli toplumsal kümelerden oluşur.

B)       Hedef kitleyi oluşturan bireyler birbirlerini, iletişimci de hedef kitleyi oluşturan bireyleri tanımaz.

C)      Kitle iletişim araçlarıyla, kaynaktan uzakta, birbirinden ayrı mekânlarda bulunan çok sayıda insanla aynı anda iletişim kurulabilir.

D)      İletişim tek yönlüdür. Hedef kitlenin anında geribildirimde bulunma olanağı yoktur. 

E)       Kitle iletişim araçlarının ürünlerinin bireye maliyetinin yüksek olması nedeniyle halkın çoğunluğu için kolay elde edilemez.

 

5.        Alman matbaacı ve yayıncı (X) 1605 yılında Strazburg’da yayınladığı aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historie adlı gazete kâğıt üzerine basılan ilk gazetedir.

Boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?

A)       Johann Carolus’un

B)       James Clerk Maxwell’in

C)      Heinrich Hertz’in

D)      Johannes Gutenberg’in

E)       Guglielmo Marconi’nin

 

6.        Modern kitap baskısının ve matbaanın mucidi hangisidir?

A)       Johann Carolus

B)       James Clerk Maxwell

C)      Heinrich Hertz

D)      Johannes Gutenberg

E)       Guglielmo Marconi

 

7.        «1860 yılında İskoç (X) radyo dalgalarını bulmuştur.» Boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?

A)       Johann Carolus

B)       James Clerk Maxwell

C)      Heinrich Hertz

D)      Johannes Gutenberg

E)       Guglielmo Marconi

 

8.        Radyo, bir iletişim aracı olarak başlangıçta hangi alanda kullanılmıştır?

A)       Denizcilikte

B)       Eğitimde

C)      Madencilikte

D)      Adliyede

E)       Havacılıkta

 

9.        Türkiye'de ilk televizyon yayınını hangisi yapmıştır?

A)       A Haber

B)       ODTÜ TV

C)      İTÜ TV

D)      TRT

E)       İnterstar

 

10.   Lumière Kardeşler halka açık ve izleyiciden ücret alınan ilk sinema gösterimlerini 28 Aralık 1895 tarihinde hangi şehirde gerçekleştirmişlerdir?

A)       İstanbul’da

B)       Londra’da

C)      Paris’te

D)      Berlin’de

E)       Roma’da

 

11.   İletişim özgürlüğüne ilişkin hangisi doğru değildir?

A)       Kitle iletişim araçları olan gazete, dergi, sinema, radyo, televizyon ve internetin gelişmesi ve insanların hayatında önemli bir yer tutması ile iletişim özgürlüğü ortaya çıkmıştır.

B)       İletişim özgürlüğü, bilgi ve haberlerin, fikir ve kanaatlerin kitle iletişim araçlarıyla serbestçe elde edilmesi ve yayılması özgürlüğüdür.

C)      İletişim özgürlüğü sayesinde bireyler beklentilerini ortaya koymakta, fikir ve kanaatler serbest olarak açıklanabilmektedir.

D)      İletişim özgürlüğü mutlaktır, sınırlandırılamaz.

E)       İletişim özgürlüğü; haber, düşünce ve kanıların basın, radyo-televizyon, sinema ve internet gibi kitle iletişim araçlarıyla serbestçe alınması ve yayılmasıdır.

 

12.   Düşünce özgürlüğü salt soyut bir düşünsel aktiviteden ibaret değildir. demokrasiyi özümsemiş ülkelerde, aşağıdakilerden hangisi düşünce özgürlüğünün kapsamında yer almaz?

A)       Düşünceyi açıklama

B)       Düşünceleri ifade etme

C)      Düşünceleri tartışma

D)      Düşünceleri yayma

E)       Düşünceleri engelleme 

 

13.   Düşünce ve ifade özgürlüğü ile iletişim özgürlüğü arasındaki ilişki hangisinde doğru verilmiştir?

A)       İkisi arasında ilişki yoktur.

B)       İkisi aynı içeriğe sahiptir, eşanlamı kavramlardır.

C)      İkisi birbirine zıt içeriğe sahiptir.

D)      İkisi birbirini tamamlar.

E)       İkisi de sınırsızdır.

 

14.   Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması 1982 Anayasasının 13. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri doğru değildir?

I. Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın sınırlanabilir.

II. Temel hak ve hürriyetler, yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabilir.

III. Temel hak ve hürriyetler, ancak Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle sınırlanabilir.

A)       I-II

B)       II-III

C)      I-III

D)      I-II-III

E)       Sadece III

 

15.   «Türkiye'de yayımlanan (X) yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir

Boş bırakılan yere hangisi gelmelidir?

A)       Süreli yayınlar

B)       Süresiz yayınlar

C)      Yaygın süreli yayınlar

D)      Süreli ve süresiz yayınlar

E)       Yaygın ve bölgesel yayınlar

 

OLAY 1: İstanbul merkezli Güneş gazetesi, 17.03.2025 tarihli nüshasında, 24.03.2025 tarihinde yerleşim yeri İzmir olan ünlü pop şarkıcısı Berkecan’ın özel yaşamı hakkında bir yazı dizisi yayınlayacaklarını, bu yazı dizisinin 5 gün süreceğini ve 28.03.2025 tarihinde sona ereceğini, yazı dizisinde Berkecan’ın şimdiye kadar kimleri taciz ettiğini, tacize uğrayanların ifadeleriyle yayınlayacaklarını okurlarına duyurmuştur. Yazı dizisi başlamadan sosyal medyada Berkecan hakkında linç başlatılmış, organizatör şirket Berkecan’ın Almanya konserini 18.03.2025 tarihinde iptal etmiştir. Berkecan hakkındaki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Aşağıdaki 5 soruyu OLAY 1’e göre cevaplayınız.

 

16.   Berkecan, 19.03.2025 tarihinde hangi davaları açabilir?

A)       Ceza-Durdurma-Maddi Tazminat

B)       Kazancın İadesi-Durdurma-Maddi Tazminat

C)      Önleme-Maddi Tazminat-Manevi Tazminat

D)      Önleme-Tespit-Durdurma

E)       Ceza-Önleme-Manevi Tazminat

 

17.   Berkecan’ın açacağı davalarda görevli mahkeme neresidir?

A)       İstanbul mahkemeleri

B)       İzmir mahkemeleri

C)      İstanbul veya İzmir mahkemeleri

D)      Asliye hukuk mahkemesi

E)       Ceza mahkemesi

 

18.   Yazı dizisi hazırlayanlara karşı ceza davasını kim açar?

A)       Berkecan

B)       İletişim Başkanlığı

C)      Sulh Ceza Hakimliği

D)      Cumhuriyet Savcısı

E)       Hakim

 

19.   Berkecan’ın açacağı davalarda davalı hangisidir?

A)       Eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı

B)       Eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi

C)      Sadece eser sahibi

D)      Sadece yayın sahibi

E)       Sadece basımcı

 

20.   Berkecan, yazı dizisini 22.07.2025 tarihinde öğrenmiş olsaydı, maddi ve manevi tazminat davasını hangi tarihe kadar açabilirdi?

A)       17.03.2027

B)       18.03.2027

C)      24.03.2027

D)      28.03.2027

E)       22.07.2027

 

21.   (E1) ile (K1) evlenmişler ve bu evlilikten (K2) dünyaya gelmiştir. (K1) (E1)’den boşandıktan sonra (E2) ile evlenmiş, bir süre sonra ondan da boşanmıştır. 45 yaşındaki (E2) 23 yaşındaki (K2) ile karşılıklı rızayla cinsel ilişkiye girmiştir. Bu olay, günlük bir gazetede haber yapılmıştır. Basın Kanunu’na göre, (E2) ve (K2)’nin kimlikleri açıklanabilir mi?

A)       İkisi de açıklanmaz.

B)       İkisi de açıklanabilir.

C)      (E2) açıklanabilir, (K2) açıklanmaz.

D)      (E2) açıklanamaz, (K2) açıklanabilir.

E)       Sulh ceza hakimliğinin kararına göre hareket edilir. 

 

22.   (E) ile (E)’nin eski eşinin kız kardeşi (K) arasındaki karşılıklı rızaya dayanan cinsel ilişki, günlük bir gazetede haber yapılmıştır. (E) 45 yaşında, (K) 17 yaşındadır. Basın Kanunu’na göre, (E) ve (K)’nin kimlikleri açıklanabilir mi?

A)       İkisi de açıklanmaz.

B)       İkisi de açıklanabilir.

C)      (E) açıklanabilir, (K) açıklanmaz.

D)      (E) açıklanamaz, (K) açıklanabilir.

E)       Sulh ceza hakimliğinin kararına göre hareket edilir. 

 

23.   51 yaşındaki (K), kızının nişanlısı 29 yaşındaki (E) ile İstanbul’da karşılıklı rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmiştir. Basın Kanunu’na göre, (E) ve (K)’nin kimlikleri açıklanabilir mi?

A)       İkisi de açıklanmaz.

B)       İkisi de açıklanabilir.

C)      (E) açıklanabilir, (K) açıklanmaz.

D)      (E) açıklanamaz, (K) açıklanabilir.

E)       Sulh ceza hakimliğinin kararına göre hareket edilir. 

 

24. Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yerde nereye bir beyanname verilmesi yeterlidir?

A) İletişim Başkanlığına

B) En büyük mülki amire

C) Basın Müdürlüğüne

D) Cumhuriyet Başsavcılığına

E) Asliye ceza mahkemesine

 

25. «Teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen basımcı ile teslim ve muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmeyen internet haber sitesi sorumlu müdürü, (X) cezalandırılır.» (X) yerine hangisi gelmelidir?

A) Disiplin cezasıyla

B) Adli para cezasıyla

C) Tazminatla

D) Hapis cezasıyla

E) Ağır para cezasıyla

 

OLAY 2: Türkiye genelinde günlük yayın yapan Milliyet gazetesinin 27.05.2024 tarihli nüshasının birinci sayfasında, sinema oyuncusu Salim Yılmaz’ın hırsız ve dolandırıcı olduğuna ilişkin gerçeğe aykırı bir haber yayınlanmıştır.

Aşağıdaki 5 soruyu OLAY 2’ye göre cevaplayınız.

26. Salim Yılmaz, düzeltme ve cevap yazısını, en geç hangi tarihe kadar gazeteye gönderebilir?

A)       30.05.2024

B)       11.05.2024

C)      12.05.2024

D)      27.07.2024

E)       27.08.2024

27. Salim Yılmaz’ın göndereceği düzeltme ve cevap yazısını, Milliyet gazetesi aşağıdaki kaçıncı sayfasında veya sayfalarında yayınlayabilir?

A) Birinci sayfasında

B) Gazetenin ilanlar sayfasında

C) Gazetenin orta sayfasında

D) Gazetenin son sayfasında

E) Gazetenin ekinde

 

28. Salim Yılmaz’ın göndereceği düzeltme ve cevap yazısını, Milliyet gazetesi aşağıdaki hangi durumda ya da durumlarda yayınlamak zorunda değildir?

I.                         Gönderilen yazı 30 satır, haber 21 satır ise

II.                       Gönderilen yazı 10 satır, haber 20 satır ise

III.                    Gönderilen yazı 20 satır, haber 15 satır ise

IV.                    Gönderilen yazı 9 satır, haber 30 satır ise

A)       I-II-III-IV

B)       I-II-III

C)      I-II

D)      Sadece I

E)       Sadece III

 

29. Salim Yılmaz, düzeltme ve cevap yazısını 17.06.2024 tarihinde göndermiş, yazı 19.06.2024 tarihinde ulaşmış, Milliyet gazetesi gönderilen yazıyı 20.06.2024 tarihinde düzeltme yaparak yayınlamıştır. Bu durumda Salim Yılmaz yayımın tekrar yapılması için sulh ceza hakimliğine en geç hangi tarihe kadar başvurabilir?

A)       23.06.2024

B)       04.07.2024

C)      05.07.2024

D)      20.08.2024

E)       17.08.2024

30. Salim Yılmaz, düzeltme ve cevap yazısını 17.06.2024 tarihinde göndermiş, yazı 19.06.2024 tarihinde ulaşmış Milliyet gazetesi gönderilen yazıyı yayınlamamıştır. Bu durumda Salim Yılmaz yayımın yapılması için 27.06.2024 tarihinde ilgili yere başvurmuştur. İlgili yer 28.06.2024 tarihinde talebi kabul etmemiştir. Bunun üzerine Salim Yılmaz, bu karara karşı hangi tarihe kadar acele itiraz yoluna gidebilir?

A)       01.07.2024

B)       12.07.2024

C)      13.07.2024

D)      20.08.2024

E)       17.08.2024

TEST BİTTİ.


25 Eylül 2025 Perşembe

Sinema Ruznamesi 2: İlk Filmin ya da Sanrının Peşinde

 


Canan Ceylan, "Sahneden Mabede" isimli kült eserinde, ilk filminin Serdar Gökhan ile beraber çevirdiği "Nam-ı Diğer Çolak" olduğunu yazar. Ancak Canan Ceylan'ın bu filmde oynadığı bilgisi IMDB'de, TSA'da, SinemaTürk'de yer almaz. Agah Özgüç'ün "Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü"nde de, Canan Ceylan'ın adı filmin künyesinde geçmez. Filmin jeneriğinde Serdar Gökhan'dan hemen sonra Canan Kuntay ismini görürüz. Filmin afişinde ise en üstte Serdar Gökhan, hemen altında yan yana Elif Pektaş ve Canan Kuntbay yazılıdır. Jenerikte Kuntay iken, afişte Kuntbay olmuştur. IMDB, filmin jeneriğine sadık kalmış ve oyuncunun adını Canan Kuntay olarak kayda geçirmiştir. Agah Özgüç'ün "Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü"nü kaynak alan TSA ise ne jeneriğe, ne afişe aldırmamış, Canan'ın soyadını Kurtbay yapmıştır. Bu karmaşaya SinemaTürk'de dahil olmuş ve Canan'ın soyadı Kurtay yapılmıştır. 

Gelelim asıl soruya: Tek filmle sinema tarihimizde yer alan ve soyadının Kuntay mı, Kuntbay mı, Kurtbay mı, Kurtay mı olduğu konusunda ihtilaf bulunan bu Canan, bizim Canan Ceylan mıdır?

Filmi internetten buldum ve seyrettim. Bir yeniden çevrim bu. Yönetmen Kemal Kan, 1965 yılında, başrolde Cüneyt Arkın'ın oynadığı "Kanun Der Ki/Silahların Sesi" filmini, bu kez on yıl sonra 1975 yılında başrolde Serdar Gökhan'ı oynatarak yeniden çekmiş. İlki siyah-beyaz, ikincisi renkli. İlkinde senarist Vecdi Uygun, ikincisinde Kemal Kan. Yeniden çevrim olduğuna göre, ikinci filmin de senaristinin Vecdi Uygun olması gerekirdi. Maalesef, kocaman bir uyarlama cenneti olan Yeşilçam'da, uyarlama filmlerinin künyesine, uyarlanan eserin senaristinin adı da pek yazılmaz. Bu yapılan hem saygısızlık, hem de -açık açık yazmakta beis yok- hırsızlık.

"Nam-ı Diğer Çolak" polis-mafya çatışması temelinde ilerleyen, aşk ve intikam öyküsü. Polisimiz Çolak namındaki Serdar Gökhan. Mafyamız ise Saksağan Nuri isimli Kazım Kartal. Kaçakçılık yapan Saksağan Nuri, filmin başında, kendilerini ihbar eden yaşlı bir adamı öldürür. Yaşlı adamın kızı Filiz, Çolak'ın sevgilisidir. Çolak, hem sevgilisinin babasını öldüren, hem kaçakçılık yapan Nuri'nin peşine düşer. Soğukkanlı, sakin ve niyeyse çok neşelidir. Zaman zaman yumuşak tavırlar takınır, arada espriler bile yapar ve etrafındaki kötü adamları kendisine güldürür. Mafya, Çolak'ın adamını öldürüp, sevgilisini kaçırınca, şakacı adam özüne döner, sert ve acımasız birine dönüşür. Çolak, sevgilisini kurtarmak ve arkadaşının intikamını almak için, mafyanın adamlarını teker teker öldürür, finalde de Saksağan Nuri'yi haklar. İntikam alınmış, sevgili kurtarılmıştır. Katarsis tamamlanmıştır.

Çolak'ın sevgilisini oynayan genç kız, jenerikte Serdar Gökhan'dan hemen sonra adı geçen Canan Kuntay olsa gerek. Bu Canan, bizim Canan mıdır? Bana pek öyle gibi gelmedi. 1977-1979 yıllarında oynadığı filmlerden dördünü ("Bir Garip Yabancı", "Şeytan Köşeyi Döndü", "İki Aşk Arasında", "Kış Bekarı") yakın zamanda peşpeşe seyrettiğim için, Canan Ceylan'ın yüz hatlarına vakıfım. Canan Ceylan'ın yüzü ince, dolgun değil. Gözleri küçük, çipil çipil. Filmdeki genç kız dolgun dudaklı, geniş burunlu ve iri gözlü. Canan Kuntay'ın, Canan Ceylan olmadığı benim değerlendirmelerime göre kesin. 

O halde ne demeli, nereye varmalı? Canan Ceylan, kitabında ilk filmim "Nam-ı Diğer Çolak" yazarken, bilerek ya da bilmeden yanlış bilgi veriyor. Belki gerçekten bu filmde oynadı ama rolü küçüktü ve kurguda atıldı. Belki, sadece deneme çekimlerinde oynadı. Belki bu filmde oynamak istedi ama kadroya alınmadı ve sinema oyuncusu olmayı çok istediği için bilinci ona küçük ve masum bir yalan yazdırdı. İlk filmim dediği, pekala ilk sanrısı olabilir. Yeşilçam'ın velut yönetmenlerinden Oğuz Gözen'in "Bir Yeşilçam Masalı" kitabında Canan Ceylan'ın ilk başrolü nasıl kaptığına ilişkin yazdıkları ve elbette Ceylan'ın "Sahneden Mabede" isimi tuhaf otobiyografik kitabında kendi kaleminden anlattığı ruhsal dönüşümü, "sanrı" ihtimalini diri tutuyor. 

Belkiler çoğaltılabilir ama neticede Canan Kutbay'ın (ya da Kuntay'ın ya da Kurtbay'ın ya da Kurtay'ın) Canan Ceylan olmadığı ve dolayısıyla Canan Ceylan'ın ilk filminin "Nam-ı Diğer Çolak" olmadığı bence kesin. 

Umarım, Canan Ceylan'ın filmleri ve manevi dönüşümü hakkında tez yazacak olan akademisyen, şahsıma bir teşekkürü esirgemez.



Nam-ı Diğer Çolak (1975)

Yönetmen: Kemal Kan, Senarist: Kemal Kan, Oyuncular: Serdar Gökhan, Canan Kuntay, Elif Pektaş, Kazım Kartal, Arap Celal, Nilüfer Badur, Giray Alpan, Yusuf Çetin

Sinema Ruznamesi 1: Before/After

 

Before: Öfkeli ve gerginler. Kafalarında bir dünya tasavvuru var ve hayatlarını sadece bu tasavvuru gerçekleştirmek için yaşıyorlar, dergi çıkarıyorlar, konuşuyorlar, yazı yazıyorlar, kavga ediyorlar. Konuşmaları kitabı. Sanki gerçek değiller. Burjuva, legalite, konjonktür vs. İçsel bir tutarlılıkları var, hiç şüphesiz dürüstler ama dillerinin toplumda bir karşılığı yok. Bir yanıyla dünyaya dönükler, dünyacılar ama aynı zamanda ne tuhaf ki cari dünyadan tamamen kopuklar. İnsani olan, bedensel olan herşeyden uzaklar. En küçük hazzı bir engel olarak görüyorlar ideallerinin önünde. Kitaptan beslenen robot gibiler. Hayat denen coşkun ırmağı ıslah etmek istiyorlar, yani düzleştirmek, hissizleştirmek, aynılaştırmak, farklılıkları törpülemek. Islah edilen ırmağın, ırmaklık vasfını kaybedeceğini, hayatın güzelliğinin biraz da bu delidolu, belirsiz, kural tanımaz akışında yattığının farkında değiller. Faşizme karşılar ancak hayatı ıslah etmenin bir tür faşizan tavır olduğunu idrak edemiyorlar. Toplum adına bireyi yok ediyorlar. Bireyi yani kendilerini.

1.Kadın: Süslenmeye karşı mısın?

2.Kadın: Evet, tipik burjuva davranışı.

1.Kadın: İlkel çağlarda kadınların süslenmesine ne diyeceksin peki?

2.Kadın: Demagoji yapma!

*

After: Şaşkın ve yenikler. Kafalarındaki dünya tasavvuru dağıldı. Önce Türkiye'de, on yıl sonra tüm dünyada. İdealleri uğruna yaptıkları, yaşadıkları bir gençlik yanılgısı hatta bir gençlik çılgınlığı olarak anılarda buruk ve acı bir tat bıraktı. Hayali dünyaları yıkıldı, cari dünyanın acemisi olarak ortada kalıverdiler. Kadınlar feminizme sığındılar, erkekler ya liberalizme ya nihilizme. Kendilerini inkar edenler liberalizme, piyasaya kendilerini satmayı hazmedemeyenler ya da beceremeyenler nihilizme. 

N.Çehre: İş aramalıyız. Çalışmak, yeni bir denge kurmamıza yardımcı olur. Eczacılık diplomam var ama aspirin ile gripini bile ayıramam.

T.Akan: Gerçi ben de iktisadı bitirdim. Fakat, burjuva iktisadıyla hiç ilgim olmadı...

*

Kimlik (1988), bir kayaya toslamanın öyküsü. Toslamanın ve dağılmanın. Dağılmanın ve toparlanmaya çabalamanın, çabalarken tökezlemenin. Kaybedilen kimlikler yerine yeni bir kimlik inşa etmenin öyküsü. Eskiyi tekrarlamadan, eskiye hapsolmadan, karşıta teslim olmadan, yeniyi elbirliğiyle kurmanın belki de kuramamanın öyküsü. Kolay mı yeni bir kimlik edinmek?

Geçmişi sen unutsan, devlet unutmaz, sana eski seni, aslında "kim" olduğunu hep hatırlatır.  Arşiv her zaman gençtir. 



Kimlik (1988)

Yönetmen: Melih Gülgen, Yapımcı: Mahmut Tezcan, Senarist: Haşmet Zeybek, Görüntü Yönetmeni: Mustafa Yılmaz, Stüdyo: Tezcan Film, Cinsi: Sinema filmi, Türü: Dram, Renk: Renkli, Yapım Yılı: 1988, Süre: 92 dakika, Ülke: Türkiye, Dil: Türkçe, Oyuncular: Tarık Akan (Ses. Esen Günay), Nebahat Çehre (Ses. Ayşin Atav), Mahmut Tezcan (Ses. Toron Karacaoğlu), Zeki Göker, Elif Baysal, Erol Özkök, Şener Gezgen, Bekir Yıldız, Haşmet Zeybek, Muharrem Özabat, Mazhar Eröz, Nur Gürkan, Elif Onat, Orhan Alkaya, Naki Turan Tekinsav

15 Eylül 2025 Pazartesi

TRÜ HF 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNE ROMA HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

TRÜ HF 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNE ROMA HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

Arkadaşlar, öncelikle fakültemize hoş geldiniz. Roma Hukuku dersi hakkında yapacağım açıklamayı dikkatinize sunuyorum:

Ders Günü/Saati/Yeri: Roma Hukuku dersi, Salı günü 15:00-17:00 arasında AMFİ-1’de yapılacaktır. Derse katılanların imzası alınacaktır. Yönetmelik gereğince, final/bütünleme sınavına girme hakkının kazanılması için öğrencilerin derslerin en az yüzde yetmişine katılmaları gerekmektedir.  

Ders Kaynağı: Dersler, genel eserlerden yararlanarak ve powerpoint formatını kullanarak hazırladığım ROMA HUKUKU ders notlarından işlenecektir. Sınavlarda sadece bu notlardan sorumlusunuz. Ders notunu D Kapısındaki Göksel Kırtasiye’den satın alabilirsiniz. Derste ders notunuzu mutlaka yanınızda bulundurunuz.

Sınavlar: Vize/final/bütünleme sınavlarında 50 test sorusu sorulacaktır. Vize mazeret sınavında uzun cevaplı 5 klasik soru sorulacaktır. Derste işlenen tüm konular sınavın kapsamına dahildir. Sınavlardan önceki hafta, sınavın yöntemi ve kapsamı hakkında derslikte ve blogda (hukukderslerim.blogspot.com) ayrıca açıklama yapılacaktır. Ayrıca, vize ve final sınav notlarınıza ilave edilmek üzere ödev verilecektir. 

Ödev: Güz döneminin ödevi, Roma Hukuku ders notunda yer alan 19 sorunun çözümlenmesidir. Soruların yer aldığı slayt numarası ve soruların çözümünde kullanılacak ilgili mevzuat aşağıdaki tabloda verilmiştir. Ödevinizi el yazınızla okunaklı ve anlaşılır olarak, koyu renkli kalemle hazırlayınız. A4 kağıt kullanınız. İlk sayfanın sağ üst köşesine adınızı, soyadınızı, numaranızı mutlaka yazınız. Ayrıca kapak yapmanıza gerek yoktur. Soruları yeniden yazmanıza da gerek yoktur. Ödev yapmak zorunlu değildir. Ödevleriniz 5 puan üzerinden değerlendirilecek ve ödevden aldığınız puanlar, 2026 yılı Ocak ayında yapılacak vize sınavında alacağınız nota ilave edilecektir. Ödevlerinizi 30 Eylül 2025 Salı günü derste imza karşılığında elden teslim ediniz. Mail veya posta yoluyla ödev göndermeyiniz. 

No

Sorunun Yer Aldığı Slayt Numarası

İlgili Mevzuat

Soru 1

23

Kat Mülkiyeti Kanunu m.20/1

Soru 2

24

-

Soru 3

29

TMK m.129

Soru 4

30

TMK m.129 ve/veya TMK m.134/1

Soru 5

31

TMK m.129

Soru 6

32

TMK m.129

Soru 7

34

TBK m.81

Soru 8

41

TBK m.207/2

Soru 9

43

TBK m.585, TBK m.586

Soru 10

45

TBK m.90, TBK m.94, TBK m.211

Soru 11

48

TBK m.89

Soru 12

49

TBK m.89

Soru 13

51

TMK m.202 vd.

Soru 14

56

TBK m.91

Soru 15

60

-

Soru 16

85

1982 Anayasası m.96

Soru 17

86

1982 Anayasası m.89/2-3

Soru 18

148

FSEK m.27

Soru 19

153

-

 

Üniversite hayatınızın sağlıklı, huzurlu ve başarılı geçmesini diler, hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlarım. Derste görüşmek üzere...

Öğr. Gör. Hüseyin Cem ÇÖL

http://hukukderslerim.blogspot.com

hcemcol@trabzon.edu.tr


9 Haziran 2025 Pazartesi

İki "Farklı" İsim, "Aynı" Duygular...

 

Nihat Genç yoğun bakımda... Hastalığının son evresinde olduğu söyleniyor. İlaçlar ya da dualar, hepimiz için muhakkak olan sonu ne kadar öteler, bilemiyorum. Usuldendir ama gönülden söylüyorum: Allah şifa versin.  

Nihat Genç'i severim. Hatta pek çok severim. Gençliğimden bu yana iki düzineye yakın kitabını okudum. Öfkesine, samimiyetine, pervasızlığına, delidoluluğuna, eyvallahsızlığına, cesaretine, duygusallığına defalarca tanık oldum. İlk okuduğum kitabı "One Man Show" idi. Henüz 17 yaşındaydım ve üniversite okumak için hayatımda ilk kez Sivas'ın batısına çıkmış, Ankara'ya gitmiştim. Yüz sene önce İstanbul'dan Paris'e giden Jön Türkler gibi şaşkın, idealist, tertemiz ve saftım. "One Man Show" sarsmıştı beni. Sağır bir topluma öfkeli ve kontrolsüz bir haykırış, çığlık gibiydi. Arkası geldi tabi. Çiçekleri Sarıgıza Yedirdim, Ofli Hoca, Modern Çağın Canileri, Dün Korkusu, Soğuk Sabun, Bu Çağın Soylusu, Edebiyat Dersleri, Tek Tabanca vs.. En son Köpekleşmenin Tarihi'ni okudum. Geçen sene. 

Nihat Genç'i severim. Siyasi duruşundan bağımsız olarak, gürül gürül ve kontrolsüzce akan, adeta bir taşkını andıran yazılarındaki samimiyetten ve hesapsızlığından dolayı severim. Bu müdanasızlığın hatta pervasızlığın, kendi siyasi görüşünde olmayanları vatan hainliğiyla hatta şerefsizlikle suçlama ölçüsüzlüğünü de beraberinde getirdiğinin farkındayım. Severken de, döverken de ayarı yok, biliyorum. Dili her an küfre yakın, hatta küfürbaz dense yanlış da olmaz. Siyasi düşüncelerini birebir paylaştığımı söyleyemem. Kendime yakın bulduğum söylemleri de var ama şüpheyle hatta itirazla yaklaştıklarım da. Fakat 17 yaşımda karşıma çıkan ve yarım asrı devirdiğim şu günlere değin takibimde kalan, deyim yerindeyse 33 yıldır yemeğini -beğensem de beğenmesem de- yediğim, varlığıma katkısı olan biri Nihat Genç.  

*

Otuz yıldır genel seçimlerde oy kullanıyorum. Oyunu her seçimde aynı partiye atan ve ölene dek aynı partide karar kılan istikrarlı seçmenlerden biri değilim. Otuz yılda nerdeyse hepsini denedim, sağından soluna kadar oy vermediğim parti kalmadı. Muhafazakar demokratından, sosyal demokratına, milliyetçisinden halkçısına, liberalinden sosyalistine kadar siyasi yelpazenin her rengine en az bir kez evet mührünü basmışlığım var. Sadece bir renge seçmenlik sergüzeştimde asla yer vermedim: DEM Parti ve öncüllerine. Asla oy vermediğim ve asla oy vermeyeceğim bu siyasi kliğin içinde, sevmekten imtina etmediğim sadece tek bir isim var: Sırrı Süreyya Önder. "Var" dedim ama "vardı" demeliydim aslında. Çünkü kendisini bir ay kadar önce kaybettik.  

Sırrı Süreyya Önder'i severdim. Siyaseten bulunduğu yere çok uzak mesafedeyim. Bundan dolayı Önder'i sevmemem icap eder. Fakat, Kürt ayrılıkçılığını savunanların arasında, Türk-Kürt kıyımını durdurmak isteyen ve ağzından iki kelime çıkıyorsa biri hep "barış" olan bu Türkmen figürü, bende Kürt gerçekliğini anlamama, Kürtlerin de bizden farklı olmadığını kavramama, neticede bu toprakların Türk-Kürt hepimize ait olduğunu duyumsamama, nihayetinde Türk-Kürt-şu-bu hepimizin bu dünyada sınırlı bir zaman diliminde yaşayıp toprağa karışacağımız bilincine ulaşmama yardımcı oldu. Has edebiyat da aslında bu bilinci diri tutar: Empati yapabilme yeteneğimizi sivriltir, mekanın ve zamanın sahibi olmadığımızı, sadece burada misafir olduğumuzu bize hissettirir, bize haddimizi bildirir, benliğimizi kibirden temizler. Önder'i, bizden olmayanın bizden farkı olmadığını hissettiren dervişane ve babacan duruşundan dolayı hep sevdim. Önder bizden -bu topraklardan- biriydi, biz de ondandık.  

*

Önder öldü, Genç hayat savaşı veriyor... Siyaseten "farklı" yerde konumlanmış iki isim, bende "aynı" duygular uyandırıyor. Aslında ikisiyle de hayatımın herhangi bir diliminde aynı yerde bulunup, aynı türküyü söylemişliğim yok. İkisinin de siyasi yelpazedeki duruşuna mesafeliyim. Ancak ikisini de obur bir okur/izleyici olarak hep anlamaya çalıştım, anladıkça sevdim. Çünkü ikisinin de bu toprakların hesapsız, müdanasız ve samimi sesi olduğunu düşünüyorum. Çalmayan, çırpmayan, sahtelikten uzak ve şeffaf bir ses. Önder daha sakin ve sevimli, Genç daha agresif ve öfkeli. Özünde ikisinden de "aynı şarkı" yayılıyor. 

Ben o şarkıyı tüm varlığımda hissediyorum. 


Hüseyin Cem ÇÖL

Pelitli / 09.06.2025 Pazartesi