7 Ekim 2026 Çarşamba

İLETİŞİM HUKUKU - TEMEL HUKUK BİLGİSİ TEST SORULARI

 

İLETİŞİM HUKUKU - TEMEL HUKUK BİLGİSİ TEST SORULARI


1. Ülkemizde sadece Cumhurbaşkanının çıkarmaya yetkili olduğu mevzuat türü nedir? 

(A) Kararname (B) Kanun (C) Anayasa (D) Tüzük (E) Yönetmelik


2. Bir ülkede, yürürlükte bulunan hukuk kurallarından sadece yazılı olanlara ne denir? 

(A) Mevzuat (B) Örf ve adet hukuku (C) Tarihi hukuk (D) İdeal hukuk (E) Pozitif hukuk


3. Hukuki bir çözüme kavuşturulması gereken bir hususa ilişkin yazılı ve yazısız kaynaklarda uygulanabilecek bir hükmün bulunmamasına ne denir? 

(A) Kanun boşluğu (B) Hava boşluğu (C) Hukuk boşluğu (D) Kasıtlı susma (E) Hukuk dışı alan


4. Yunan mitolojisinde adalet ve düzen tanrıçası olan Themis, hukukun evrensel ilkelerini simgesel olarak taşır. Aşağıdakilerden hangisi bu simgelerden biri değildir? 

(A) Sağ elinde tuttuğu kılıç (B) Sol elinde tuttuğu terazi (C) Kafasının üstündeki kutsal kitap (D) Belindeki kuşak (E) Göz bağı


5. Bir devletin teşkilatını, bir devlet ile bir başka devlet ve bir devlet ile bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının bütününe ne denir? 

(A) Anayasa hukuku (B) Özel hukuk (C) İdare hukuku (D) Kamu hukuku (E) Medeni hukuk


6. Aşağıdaki hangi tarihte ülkemizde yeni bir anayasa çıkarılmamıştır?

(A) 1876 (B) 1921 (C) 1924 (D) 1960 (E) 1982


7. Normlar hiyerarşisinde Anayasanın altında ve olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin üstünde yer alan, genel ve soyut kurallar içeren yazılı hukuki metinlere ne denir?

(A) Kanun hükmünde kararname (B) Tüzük (C) Genelge (D) Kanun (E) Ferman


8. Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri kanun teklif edebilir? (1) Kars milletvekili (2) Adalet Bakanı (3) İstanbul valisi (4) Anayasa Mahkemesi Başkanı (5) Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı

(A) Hepsi (B) 1-2-3-4 (C) 1-2 (D) Sadece 1 (E) Sadece 4


9. “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların (XX) ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Tamamı (B) Üçte ikisi (C) Beşte üçü (D) Salt çoğunluğu (E) Dörtte üçü


10. Üniversite öğrencilerine asgari ücret üzerinden burs verilmesine ilişkin yasa teklifi TBMM Genel Kurulunda görüşülmüştür. Aşağıdaki ihtimallerin hangisinde veya hangilerinde yasa kabul edilmiştir? (1) Toplantıya 150 milletvekili katılmış ve 149 milletvekili teklife evet oyu vermiştir. (2) Toplantıya 270 milletvekili katılmış ve 136 milletvekili teklife evet oyu vermiştir. (3) Toplantıya 210 milletvekili katılmış ve 199 milletvekili teklife evet oyu vermiştir. (4) Toplantıya 490 milletvekili katılmış ve 251 milletvekili teklife evet oyu vermiştir.

(A) 1-2 (B) 2-3 (C) 3-4 (D) Sadece 3 (E) Hepsi


11. Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi değildir? (1) Yönetmelik (2) Kanun (3) Milletlerarası Andlaşma (4) Olağanüstü Dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (5) Olağan Dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

(A) 1-2-3 (B) 2-3-4 (C) 1-3-4 (D) 3-4-5 (E) Hepsi


12. Aşağıdakilerden hangi ikisi negatif statü hakkı değildir? 1.Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti 2.Özel hayatın gizliliği 3. Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları 4.Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma hakkı 5.Din ve vicdan hürriyeti 6.Kişi hürriyeti ve güvenliği 

(A) 1-2 (B) 2-3 (C) 3-4 (D) 4-5 (E) 5-6


13. Satın alınan malın ayıplı çıkması halinde tüketicinin seçimlik hakları vardır. Aşağıdakilerden hangisi tüketiciye tanınan seçimlik haklardan değildir? 

(A) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme (B) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme (C) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları alıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme (D) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme 


14. Anayasa ile kanunlar arasında altlık-üstlük ilişkisi vardır. Kanunlar anayasaya aykırı olamazlar. Kanunların Anayasaya uygun olup olmadıklarını inceleyecek, Anayasaya aykırı olmaları hâlinde kanunları iptal edecek bir mahkemeye ihtiyaç vardır. Bu mahkeme neresidir? 

(A) Danıştay (B) Anayasa Mahkemesi (C) Yargıtay (D) Uyuşmazlık Mahkemesi (E) Sayıştay


15. İdari yargının yüksek mahkemesi neresidir? 

(A) Yargıtay (B) Danıştay (C) Sayıştay (D) Anayasa Mahkemesi (E) Uyuşmazlık Mahkemesi


16. Sulh Ceza Hakimliği hangi yargı kolu içinde yer alır? (A) Adli yargı (B) İdari yargı (C) Mali yargı (D) Uyuşmazlık yargısı (E) Anayasa yargısı

ROMA HUKUKU-TEMEL HUKUK BİLGİSİ TEST SORULARI -1

 

ROMA HUKUKU

1. BÖLÜM: TEMEL HUKUK BİLGİSİ - TEST SORULARI -1 


1. “İnsan, sosyal bir varlık olduğundan, toplum halinde yaşamak zorundadır. Toplum hayatının devam edebilmesi için düzen gerekir. Bu düzen, insanların birtakım kurallara uymalarıyla sağlanır. Bu kurallar, “(X)”, “din”, “ahlak” ile “örf ve adet” kurallarıdır. Bunların hepsine birden sosyal (toplumsal) düzen kuralları denir.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Hukuk (B) Adalet (C) Devlet (D) Yaptırım (E) Töre


2. “Hukuk, hukuk kurallarının bir araya gelmesinden oluşmuş bir düzendir. Hukuk, devletin yetkili organları tarafından konulan, toplumsal hayatı düzenleyen (X) yaptırımlı kurallar bütünüdür.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Maddi (B) Etkili (C) Caydırıcı (D) İlahi (E) Manevi


3. “Hukukun dört unsuru vardır: Kural, toplum, devlet ve (X).” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Ahlak (B) Adalet (C) Yasa (D) Yaptırım (E) Töre


4. Kişilerin kurala uyması için devlet tarafından zorlanmasına ne denir? 

(A) Ahlak (B) Adalet (C) Yasa (D) Müeyyide (E) Töre

5. Yaptırım kelimesinin eş anlamlısı nedir? 

(A) Ahlak (B) Adalet (C) Yasa (D) Müeyyide (E) Töre

6. “Hukuk kuralları, (X) yetkili organları tarafından konulan, toplum halinde yaşayan kişilerin diğer kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütünüdür.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Devletin (B) Dinin (C) İlahi iradenin (D) Vicdanın (E) Toplumsal çevrenin


7. Hukuk kurallarının bir emir veya yasak içermelerine, olması gerekeni ifade etmelerine ne denir? 

(A) Ahlak (B) Adalet (C) Normatiflik (D) Yaptırım (E) Töre


8. Hukuk kurallarının muhatabı kimdir? 

(A) Tüm varlıklar (B) Tüm canlılar (C) Tüm insanlar (D) Sadece ergin olan insanlar (E) Sadece ayırt etme gücü olan insanlar


9. Geniş anlamda örgütlenmiş insan topluluklarına ne denir? 

(A) Toplum (B) Devlet (C) İl (D) Budun (E) İktidar


10. Ülkemizde TBMM hangi mevzuat türünü çıkarmaya yetkilidir? (A) Kararname (B) Kanun (C) Kanun hükmünde kararname (D) Tüzük (E) Yönetmelik


11. Ülkemizde sadece Cumhurbaşkanının çıkarmaya yetkili olduğu mevzuat türü nedir? 

(A) Kararname (B) Kanun (C) Anayasa (D) Tüzük (E) Yönetmelik


12. “Ülkemizde (X), bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri yönetmelik çıkarmaya yetkilidir.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Vali (B) Kaymakam (C) Rektör (D) TBMM Başkanı (E) Cumhurbaşkanı


13. “Devletin yetkili organları tarafından konulmuş olan ve insan davranışlarını düzenlemeye yönelik olan emir ve yasağın hukuk kuralı olabilmesi için maddi (cebri) yaptırımlı olmaları gerekir. Emir ve yasağa uymayan kişiye (X) uygulanır.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Yaptırım (B) Ödül (C) Mükafat (D) Madalya (E) Tebrik


14. “Kat Mülkiyeti Kanunu m.20: Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça, bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderlerine kendi (X) katılmakla yükümlüdür.” Boş bırakılan yere ne gelmelidir? 

(A) Arsa payı oranında (B) Daire numarasına göre (C) Bulunduğu kata göre (D) Evdeki nüfus sayısına göre (E) Kat mülkiyetinden yararlanma sıklığına göre


15. Oyun parkındaki salıncaklara 15 yaşından büyüklerin binmesi yasaktır.” Burada hangi adalet anlayışı uygulanmıştır? 

(A) Denkleştirici (B) Destekleyici (C) Tamamlayıcı (D) Dağıtıcı (E) Bölücü


16. “30 yaşın üstündeki bekar erkekler, 30 yaşın üzerindeki evli erkeklerden 2 kat fazla gelir vergisi öderler.” Bu farazi kuralda hangi adalet anlayışı uygulanmıştır? 

(A) Denkleştirici (B) Destekleyici (C) Tamamlayıcı (D) Dağıtıcı (E) Bölücü


17. “1982 Anayasası Madde 10/1 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Burada hangi adalet anlayışı uygulanmıştır? 

(A) Denkleştirici (B) Destekleyici (C) Tamamlayıcı (D) Dağıtıcı (E) Bölücü


18. “1982 Anayasası Madde 10/3 – Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” Burada hangi adalet anlayışı uygulanmıştır? 

(A) Denkleştirici (B) Destekleyici (C) Tamamlayıcı (D) Dağıtıcı (E) Bölücü


19. “1982 Anayasası Madde 10/4 – Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Burada hangi adalet anlayışı uygulanmıştır? (A) Denkleştirici (B) Destekleyici (C) Tamamlayıcı (D) Dağıtıcı (E) Bölücü


20. Aşağıdaki hangi durumda denkleştirici adalet anlayışı uygulanmaktadır? 

(A) TOKİ’nin yaptırdığı evlerin dağıtımında şehit yakınlarına ve gazilere öncelik tanınması (B) Üniversitelerde ikinci öğretim öğrencilerinden harç alınırken, normal öğretim öğrencilerinden harç alınmaması (C) Belediye otobüslerinde ön koltukların hamilelere ve yaşlılara ayrılması (D) Kız ve erkek çocukların mirastan eşit pay almaları (E) Gemi batmak üzere olduğunda, filikalara önce kadınların ve çocukların bindirilmesi


21. Aşağıdaki hangi durumda dağıtıcı adalet anlayışı uygulanmamaktadır? 

(A) TOKİ’nin yaptırdığı evlerin dağıtımında şehit yakınlarına ve gazilere öncelik tanınması (B) Üniversitelerde ikinci öğretim öğrencilerinden harç alınırken, normal öğretim öğrencilerinden harç alınmaması (C) Belediye otobüslerinde ön koltukların hamilelere ve yaşlılara ayrılması (D) Kız ve erkek çocukların mirastan eşit pay almaları (E) Gemi batmak üzere olduğunda, filikalara önce kadınların ve çocukların bindirilmesi


22. Toplumda yaşayan kişilerin çatışan menfaatleri arasında denge sağlama arayışına ne denir? 

(A) Adalet (B) Hak (C) Hukuk (D) İktidar (E) Çatışma


23. Aşağıdaki hangi durumda ya da durumlarda denkleştirici adalet anlayışı uygulanmaktadır? (1) Seçimlerde oy kullanan herkesin eğitim durumuna ya da ekonomik gücüne bakılmaksızın bir oy hakkı vardır. (2) Geliri çok olandan çok vergi, geliri az olandan az vergi alınır. (3) Beş çocuklu aileler, emlak vergisinden muaftır. 

(A) Sadece 1 (B) Sadece 2 (C) 1-2 (D) 1-3 (E) 1-2-3 1


24. “Borcunu öde” kuralının yaptırımı hangisidir? 

(A) Ceza (B) İptal (C) Cebri icra (D) Yokluk (E) Tazminat


25. “Kimseyi öldürme” kuralının yaptırımı hangisidir? 

(A) Ceza (B) İptal (C) Cebri icra (D) Yokluk (E) Tazminat


26. “Yetkili nikah memuru önünde evlen” kuralının yaptırımı hangisidir? 

(A) Ceza (B) İptal (C) Cebri icra (D) Yokluk (E) Tazminat


27. “Kimseye zarar verme” kuralının yaptırımı hangisidir? 

(A) Ceza (B) İptal (C) Cebri icra (D) Yokluk (E) Tazminat


28. “Öğrenciye haksız ceza verme” kuralının yaptırımı hangisidir? 

(A) Ceza (B) İptal (C) Cebri icra (D) Yokluk (E) Tazminat


29. “Abdullah ile Pembe evlidir ve Nursema, Fatih ve Mustafa adlı çocukları vardır. Nursema ile Umut, Mustafa ile Nilay, Fatih ile Doğa evlidir. Doğa'nın annesi Kıvılcım, anneannesi Sönmez, teyzesi Alev, kızkardeşi Çimen'dir. Ömer, Abdullah'ın erkek kardeşidir, Leman'ın eski eşidir, Kıvılcım'ın ise yeni eşidir. Kayhan, Kıvılcım'ın eski eşidir, Leman'ın yeni eşidir. Abdullah, Pembe'den boşanıp Alev'le evlenir. Nursema ile Umut, Mustafa ile Nilay, Fatih ile Doğa, Ömer ile Kıvılcım, Kayhan ile Leman, Abdullah ile Alev finalde boşanırlar.” Bu durumda, aşağıdakilerden hangileri doğru değildir? (1) Abdullah ile Çimen evlenebilir. (2) Nilay ile Umut evlenemez. (3) Alev ile Mustafa evlenebilir. (4) Mustafa ile Sönmez evlenemez. (5) Kayhan ile Pembe evlenebilir. 

(A) 1-2-3 (B) 2-3-4 (C) 3-4-5 (D) 1-3-5 (E) 1-3-4


30. “Abdullah ile Pembe evlidir ve Nursema, Fatih ve Mustafa adlı çocukları vardır. Nursema ile Umut, Mustafa ile Nilay, Fatih ile Doğa evlidir. Doğa'nın annesi Kıvılcım, anneannesi Sönmez, teyzesi Alev, kızkardeşi Çimen'dir. Ömer, Abdullah'ın erkek kardeşidir, Leman'ın eski eşidir, Kıvılcım'ın ise yeni eşidir. Kayhan, Kıvılcım'ın eski eşidir, Leman'ın yeni eşidir. Abdullah, Pembe'den boşanıp Alev'le evlenir. Nursema ile Umut, Mustafa ile Nilay, Fatih ile Doğa, Ömer ile Kıvılcım, Kayhan ile Leman, Abdullah ile Alev finalde boşanırlar.” Bu durumda, aşağıdakilerden hangileri doğru değildir? (1) Abdullah ile Doğa evlenebilir. (2) Nilay ile Fatih evlenemez. (3) Alev ile Kayhan evlenebilir. (4) Pembe ile Sönmez evlenebilir. (5) Leman ile Abdullah evlenebilir. 

(A) 1-2-3 (B) 1-2-4 (C) 3-4-5 (D) 1-3-5 (E) 1-3-4


31. Asım, eşi Zeynep'ten boşanır. Bu durumda Asım aşağıdakilerden hangileri ile evlenebilir? (1) Zeynep'in annesi Suna (2) Zeynep'in kızkardeşi Ayla (3) Zeynep'in en yakın arkadaşı Buse (4) Zeynep'in erkek kardeşi Efe (5) Zeynep'in görümcesi Rüya 

(A) 1-2 (B) 2-3 (C) 3-4 (D) 4-5 (E) 3-5


32. Asım, eşi Zeynep'ten boşanır. Asım’ın kardeşi Zafer de eşi Canan’dan boşanmıştır. Bu durumda Asım aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri ile evlenebilir? (1) Zeynep'in annesi Suna (2) Zeynep'in kızkardeşi Ayla (3) Zeynep'in en yakın arkadaşı Buse (4) Zeynep'in eltisi Canan (5) Zeynep'in görümcesi Rüya (A) 1-2-3 (B) 2-3-4 (C) 3-4-5 (D) 1-4-5 (E) 1-3-5


33. Feriha'nın anne ve babası Ayla ve Samet, Berkecan'ı evlat edinmişlerdir. 18 yaşını dolduran Berkecan, Mahpeyker ile evlenmiştir. Bu evlilikten Behlül ve Bihter doğmuştur. Ayla ile Samet, Berkecan ile Mahpeyker boşanmıştır. Samet'in annesi Melisa, yıllar önce eşi Turgut'u kaybetmiştir. Aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur? 

(A) Ayla ile Berkecan evlenebilir. (B) Behlül ile Bihter evlenebilir. (C) Melisa ile Behlül evlenemez. (D) Feriha ile Berkecan evlenemez. (E) Samet ile Mahpeyker evlenebilir.


34. “TMK m.16/2: Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


35. “TBK m.81: Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


36. “TMK m.23/1: Kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


37. “TBK m.207/2: Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


38. “TBK m.90: İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


39. “TBK m.94: Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


40. “TBK m.211: Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


41. “TBK m.93: İfa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer. Aksine anlaşma geçerlidir.” Bu kuralın türü nedir? (A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


42. “TBK m.584/1: Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


43. “TBK m.583/3: Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


44. “TBK m.583/1: Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


45. “TBK m.581: Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


46. “TMK m.516: Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.” Bu kuralın türü nedir? (A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


47. “TBK m.104: Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için, alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır. Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir. Borç senedi borçluya geri verilmişse borç sona ermiş sayılır.” Bu kuralların türü nedir? (A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


48. “TTK m.7: İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


49. “TMK m.219/1: Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


50. “TTK m.12: Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


51. “TTK m.15: İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


52. “TTK m.11: Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


53. “TMK m.13: Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


54. “TMK m.118: Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


55. “TMK m.19: Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


56. “TBK m.91: Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın onbeşinci günü anlaşılır. Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü anlaşılır.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


57. “TMK m.212: Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


58. “Tapu Kanunu m.35/1: Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici


59. “TMK m.949: Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.” Bu kuralın türü nedir? 

(A) Emredici (B) Tamamlayıcı (C) Tanımlayıcı (D) Yorumlayıcı (E) Destekleyici 


60. Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, hangi borçlar, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir? 

(A) Para borcu (B) Cins borcu (C) Parça borcu (D) Namus borcu (E) Vatan borcu


62. Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, hangi borçlar, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir? 

(A) Para borcu (B) Cins borcu (C) Parça borcu (D) Namus borcu (E) Vatan borcu 


63. Gökhan, kardeşi Furkan'a 12.05.2024 58.000 TL ödünç vermiştir. Borcun “Temmuz 2024'ün sonunda” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda borcun vadesi nedir? 

(A) 01.07.2024 (B) 12.07.2024 (C) 31.07.2024 (D) 15.07.2024 (E) 30.06.2024


64. Gökhan, kardeşi Furkan'a 12.05.2024 58.000 TL ödünç vermiştir. Borcun “Haziran 2024'ün başında” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda borcun vadesi nedir? (A) 01.06.2024 (B) 12.06.2024 (C) 25.06.2024 (D) 15.06.2024 (E) 30.06.2024 


65. Gökhan, kardeşi Furkan'a 12.05.2024 58.000 TL ödünç vermiştir. Borcun “Şubat 2025'in ortasında” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda borcun vadesi nedir? Not: 2025 yılının Şubat ayı 28 gündür. (A) 01.02.2025 (B) 14.02.2025 (C) 15.02.2025 (D) 16.02.2025 (E) 28.02.2025 


66. Gökhan, kardeşi Furkan'a 12.05.2024 58.000 TL ödünç vermiştir. Borcun “önümüzdeki ay” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda borcun vadesi nedir? (A) 12.06.2024 (B) 01.06.2024 (C) 31.12.2024 (D) 30.06.2024 (E) 31.05.2024 

3 Ekim 2026 Cumartesi

TEMEL HUKUK ÖDEVİ HAKKINDA AÇIKLAMA


Ödev: Ders notundaki ilk 15 sorunun çözümü yapılacaktır. 

1) Ödevinizi el yazınızla okunaklı ve anlaşılır olarak, koyu renkli (siyah, mavi, lacivert vs.) kalemle hazırlayınız. 

2) A4 kağıt kullanınız. Cevap kağıtlarının her iki tarafını kullanabilirsiniz. 

3) İlk sayfanın sağ üst köşesine adınızı, soyadınızı, numaranızı mutlaka yazınız. Ayrıca kapak yapmanıza gerek yoktur. Şeffaf dosya içine koymanıza da gerek yoktur. 

4) Soruları yeniden yazmanıza da gerek yoktur. Sadece cevapları yazınız. 

5) Ödev yapmak zorunlu değildir. 

6) Ödevleriniz 5 puan üzerinden değerlendirilecek ve ödevden aldığınız puanlar, Kasım ayında yapılacak vize sınavında alacağınız nota ilave edilecektir. 

7) Ödevlerinizi 9 Ekim 2026 Cuma günü derste imza karşılığında elden teslim ediniz. Mail veya posta yoluyla ödev göndermeyiniz.

8) Sorular derste çözülecektir. Bu nedenle ödevlerinizin fotokopisini veya fotoğrafını çekmeniz, cevaplarınızı kontrol etmeniz açısından tavsiye edilir. 

9) Ödev metni birden çok sayfadan oluşuyorsa, mutlaka zımbalayınız.   

10) Cevaplarınızı gerekçelendiriniz. Gerekçenizin dayanağı mevzuat, mahkeme içtihadı, doktrin (bilimsel görüşler) olabilir. Soruda şahsi görüşünüz soruluyorsa, sadece şahsi görüşünüzü yazınız.

Derste görüşmek üzere.

Öğr. Gör. Hüseyin Cem ÇÖL 

2 Ekim 2026 Cuma

HUKUK EĞİTİMİNDE DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ ÜZERİNE DÜŞÜNCE VE ÖNERİLER

 

HUKUK EĞİTİMİNDE DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ ÜZERİNE DÜŞÜNCE VE ÖNERİLER[1]

ÖNEMLİ NOT: Aşağıda okuyacağınız öneriler kesinlik arz etmemekte, öğretim üyesinden öğretim üyesine değişkenlik gösterebilmektedir. Fakat bu önerilerin hepsi başarılı hukuk öğrencileri tarafından denenmiş ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bu yazı, hukuk eğitimine yeni başlayan öğrencilere yol göstermek amacıyla hazırlanmış mütevazi öneriler demetinden ibarettir.

I. Neden hukuk eğitiminde ders çalışma yöntemleri? Hukuk fakültesine yeni kayıt yaptıran bir öğrenci, özellikle fakültenin ilk dönemlerinde çok ağır bir bunalım yaşamaktadır. Üniversite hayatının lise ortamından farklı olması, farklı bir şehirde bulunma, aileden uzak olma gibi durumların dışında hukuk eğitiminin kendine özgü yapısı da bazı sorunlara neden olmaktadır. Lise eğitimi sırasında, hukuk eğitiminde görülen derslerle bağlantılı herhangi bir konunun işlenmemiş olması, hukuk öğrencisini ne yapacağını kestiremez durumda bırakmaktadır. Bu nedenle öğrencilerin iyi bir hukuk eğitimi almaları için ders çalışma yöntemleri hakkında yol gösterilmesi gerekmektedir. Bu metin bu amaçla hazırlanmıştır.

II. Derse gelirken yapılması gerekenler: Derse gelirken yüzeysel dahi olsa o gün anlatılacak konunun çalışılması başarı grafiğini artırır. Derse bu şekilde gelen öğrenci böylece dersten sıkılmaz, dersi daha istekle dinler ve derse devamı artar. Anlayamadığı noktaları dersin hocasına sorma imkanı bulur. Derse gelmeden önce bir kez kabaca bile olsa okunan ve o gün anlatılacak bilgilerin derste de aktarılması bilginin kolayca yerleşmesini sağlar. Belli aralıklarla yapılan tekrar da bilgiyi kalıcılaştırır.

III. Dipnot okuma alışkanlığı kazanma: Hukuk öğrencisi, ders kitaplarında bulunan dipnotları mutlaka okumalıdır. Dipnotlar lüzumsuz yere konulmuş bilgiler değildir. Burada bazen bir yargı kararına, bazen öğreti görüşüne veya bilimsel bir makaleye yer verilmektedir. Bu bilgiler hukuk öğrencisinin hukuk bilgisini, mantığını ve hukuku kavrayışını genişletir. Öğrencinin dipnot okuma alışkanlığını kazanabilmesi için öncelikle konuyu ders kitabından çalışması gerekir. Ders kitabı yerine güvenilir ve sağlıklı olmayan ders notlarından çalışılması uzun vadede öğrenciye yarar değil zarar getirir. Geleceğin nitelikli hukukçuları ancak okuyan, düşünen, sorgulayan, yeni fikirlere açık, vizyon sahibi kişiler arasından çıkabilir. Bu nitelikleri hukukçuya ancak güvenilir, birikimli akademisyenlerin yazdığı ders kitapları verebilir.

IV. Kanunla beraber çalışma: Bir hukuk öğrencisinin ilgili derse kanunsuz çalışması tam anlamıyla bir intihardır. Bir asker için tüfeği ne anlam ifade ediyorsa hukuk öğrencisi için de kanun (ve ilgili ders kitabı) o anlam ifade eder. Sadece ders çalışırken değil, derste de kanun (ve ders kitabı) hazır bulundurulmalı, dersin öğretim üyesi konuyla ilgili kanun hükümlerini anlatırken, öğrenci bunu önünde açık olan kanundan takip etmelidir. Unutulmamalıdır ki, hukukçu her şeyi bilen değil aradığını nerede (mevzuat denizinin neresinde) bulabileceğini iyi bilen kişidir.[2] Kanunla birlikte çalışma, öğrencinin bilgisinin kanuna dayanmasını sağlayacak, böylece ezberci değil, düşünmeye ve sorgulamaya yaslanan bir öğrenme süreci oluşacak, bu da bilginin kalıcılaşmasına katkıda bulunacaktır. Zaten ders kitapları, kanunların bir nevi geniş açıklaması (şerhi) niteliğinde olduğu düşünülmektedir.[3] Öğrenci kanunu esas alarak çalışma yöntemi geliştirdiğinde bilgiye en kısa yoldan ve doğrudan ulaşma becerisine ulaşabilecektir.

V. Madde atıflı kanun kullanmanın yararı: Edinilen kanunlar mümkün olduğunca madde atıflı olmalıdır. İlgili hükümler okunurken, o maddenin altındaki atıflar takip edilmeli ve o maddenin hukuk sistemi içindeki yeri kavranmalıdır. Böylece, çalışılan bir hukuksal kurumun diğer kanunlardaki hükümlerle ilişkisi saptanacağı gibi hukuk sistemine bütünsel açıdan bakma alışkanlığı da kazanılacaktır. Bu, hukuk sisteminin kendi içindeki bütünlüğünün fark edilmesini sağlayacak, aradığı konuyu nerede bulabileceğini bilen ve sisteme kuş bakışı bakma yeteneği kazanmış hukukçuların yetişmesine yardımcı olacaktır.

VI. Çalışma yöntemi: Çalışma yöntemi olarak kimi öğrenciler sadece okuyarak, kimileri anlatarak, kimileri de yazarak çalışma yöntemini tercih eder. Hukuk eğitimi temelde okumaya dayanmış olmakla birlikte sadece okuyarak çalışma yönteminin başka yan unsurlarla desteklenmesi şarttır. Örneğin yazarak çalışmak, anlatarak çalışmak gibi. Deneyimler göstermiştir ki, en azından önemli görülen konuların anlatılarak çalışılması daha verimli sonuçlar doğurmaktadır. Öğrenci bu yöntemde okuduğu ders kitabının sayfalarında kendine göre bir sınırlandırma yaptıktan sonra bir kere okuyup okuduğu kısımları kendi kendine veya bir veya birkaç arkadaş grubuna anlatmalıdır. Akılda kalan kısımlar öğrenci tarafından tekrarlandığında, bilginin çok etkili bir şekilde zihinde kaldığı görülecektir. Kuşkusuz bu yapılırken kanunla çalışma yöntemi de göz ardı edilmemelidir. Bir kez anlatma en az üç kez okumaya bedeldir. İşi mantığıyla öğrenmek, takılınan noktalar üzerinde fikir üreterek ve düşünerek çalışmak en doğru yoldur. Anlatarak çalışmanın bir diğer faydası da birden fazla duyu organının harekete geçmesini sağlamasıdır. Gerçekten de anlatarak çalışılırken hem görme duyuları çalışacak hem de okuma sırasında algılama kapasitesi en yüksek seviyeye çıkacaktır.

VII. Temel derslerin önemi: Hukuk eğitiminin olmazsa olmaz temel dersleri bulunmaktadır ve bu derslerdeki bilgi eksiklikleri, zincirleme olarak diğerlerini etkilemektedir. Kişiden kişiye değişebilmekle birlikte, kanaatimizce bu temel dersler; Roma Hukuku, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku, Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve Ceza Hukuku’dur. Bu dersler hayati öneme sahiptir. Tam bu noktada belirtmek istediğimiz bir diğer önemli ders de hem özel hukuk hem de kamu hukukundan ortak noktalar içeren Hukuka Giriş dersidir. Hukuka Giriş dersi fakülteye yeni kayıt yaptıran ve hukuk ile ilgili henüz pek az şey bilen öğrenciler için çok büyük öneme sahiptir. Bu derste, ilerleyen yıllarda ayrıntılarıyla görülecek olan temel alanların adeta özeti geçilmekte ve temel kavram ve kurumlar öğretilmektedir. Özel hukuk alanında ise kanaatimizce en hayati öneme sahip olan ders Borçlar Genel Hukuku’dur. Borçlar Hukuku ilke ve kuralları özel hukukun anayasası niteliğindedir. Özel hukukta başarılı olabilmenin en önemli koşulu Borçlar Hukuku’nu öğrenmektir.

VIII. Pratik çalışmalara devam: Teorik hukuk eğitimi mutlaka pratik çalışmalarla desteklenmelidir. Teori ve pratik arasındaki kopukluk, bilen ama bildiğini uygulayamayan hukukçu yetiştirir. Bu nedenle mutlaka pratik çalışmalara devam edilmeli, teorik bilginin uygulama içinde kullanılması ve kalıcılaşması sağlanmalıdır. Bu amaçla ders kitapları dışında pratik çalışmalar kitaplarının da edinilmesi ve bu kitaplardan çalışılması öğrenciye katkı sağlar.

IX. Ders kitapları içinde kaybolmamak için bir öneri: Ders kitaplarının içindekiler kısmı en az kitabın ana metni kadar önemlidir. Ders kitapları okunurken, kitabın içindekiler kısmının fotokopisi çekilerek konu başlıklarının takip edilmesi gerekir. Böylece her başlık geçildiğinde kitabın içinde kaybolma riski ortadan kalkar. Hangi başlık altında ne olduğunu, bir alt başlığın hangi konuyla ilişkili olduğunu bilen bir öğrenci konuyu çok daha hızlı ve kolay kavrayacaktır. Böylece, okuyucunun kitabın içinde kaybolması mümkün olmaz ve sistematik bilgisi gelişir. Ayrıca bu yöntemi benimsemekle şematik çalışma alışkanlığı kazanılır. Öğrencinin konuları şemalaştırması algılayışını güçlendirir ve konuların zihnine yerleşmesini kolaylaştırır.

X. Sınav soruları çözülürken dikkat edilecek hususlar: Öğrencinin ilk yapması gereken şey, sorulan sorunun hangi hukuki kurumla ilgili olduğunu saptamaktır. Daha sonra konunun veya kurumun tanımı yapılmalı, varsa unsurları kısaca yazılmalıdır. Son olarak ise somut olaya geçilmeli ve teorik bilgiler somut olaya uyarlanmalıdır. Bilgiler kağıda akla geldiği gibi konuşma diliyle değil hukukçu bakışıyla yansıtılmalıdır.

XI. Derse katılım: İyi bir hukukçu aynı zamanda iyi, doğru ve etkili konuşan bir kişidir. Bu nedenle öğrencinin derslere katılması, derslerde yapılan tartışmalarda görüşünü ifade etmesi, mesleki gelişim açısından çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki, dünyaya gelen kimse bilgilerini doğuştan getirmemektedir. Herkes belirli bir sistemle çalışarak, düşünerek, muhakeme yaparak bilgilerini sağlamlaştırır.

XII. Mesleki yayınlar: Bir hukukçunun kendini yenilemesi kaçınılmaz bir gerçektir. Yayını ve mevzuatı takip etmeyen, okumayan bir kişinin hukuk mesleğinde başarılı olması mümkün değildir. Bu ise yayın ve mevzuat takibini gerektirir. Dolayısıyla hukuk öğrencisi sadece ders kitabıyla bağlı kalmamalıdır.

XIII. Sınavı geçmek için değil öğrenmek için çalışmak: Bir hukuk öğrencisinin en büyük hedefi, not almak değil öğrenmek olmalıdır. Zaten bu amaçla yola çıkıldığında ister istemez not da gelecektir.

XIV. Hukuk sözlüğü ve genel sözlük kullanım alışkanlığı kazanmak: Bir hukuk öğrencisinin fakülteye kayıt yaptırdığı gün alması gereken ilk şey hukuk sözlüğüdür.[4]Gerek genel sözlüklerde, gerek hukuk sözlüklerinde anlamı bilinmeyen bir kavramla karşılaşıldığında sözlüğe bakılmalı, bu arada birkaç dakika bile olsa diğer sayfalar da karıştırılmalıdır. Böylece sözlük okuma alışkanlığı yerleşmelidir.

XV. Hukukçu her şeyi bilen kişi değildir: Hukukçu her şeyi bilen kişi değil, neyi nerede bulabileceğini iyi bilen kişidir. Dört yıllık bir sürece yayılan hukuk eğitiminde özellikle fakültenin başlarında öğrenilen bazı bilgilerin ilerleyen yıllarda unutulması bir telaş yaratmamalıdır; çünkü unutmak da öğrenmek kadar olağan bir süreçtir. Bazı ayrıntılar unutulabilir. Ancak ilgili dersin temel mantığını çözebilmiş bir öğrenci ayrıntıları ne kadar unutursa unutsun bakış açısını kaybetmeyecektir.

XVI. Pratik çalışma kitaplarından faydalanmayı bilmek: Dışarıdan bakıldığında hukuk fakültelerinde kanunların ezberletildiği şeklinde yanlış bir kanı vardır. Bunun daha da ötesinde hukukun bir ezber faaliyetinden ibaret olduğu anlayışı hakimdir. Oysa ki bu görüşler gerçeği yansıtmaz. Hukuk gerçek anlamıyla bir analitik düşünme yeteneğidir. Ezbere değil muhakemeye, düşünmeye, yorum yapmaya dayanan bir disiplindir.

Alman düşünür ve şair Goethe’nin bir sözünü hatırlatmakta fayda vardır: “Yalnız bilmek yetmez, uygulamak da gerek; yalnız istemek yetmez, yapmak da gerek.”

________________________________________

[1] Bu metin, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Tamer BOZKURT’un hazırlamış olduğu “Hukuk Eğitiminde Ders Çalışma Yöntemleri Üzerine Düşünce ve Öneriler” isimli makalesinin ÖZETİ niteliğindedir.

[2] Kanunla birlikte çalışma yönteminin uygulanışı ve bu konudaki örnekler için Tamer BOZKURT’un makalesine bakınız.

[3] Bu noktada hukukun kanun ile eşdeğer olmadığı, hukukun kanunu da aşan bir anlama sahip olduğu akıldan uzak tutulmamalıdır.

[4] Piyasada pek çok hukuk sözlüğü bulunmakla birlikte, Prof. Dr. Ejder YILMAZ’ın hukuk sözlüğü (Öğrenciler İçin Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınları) tavsiye edilebilir.

28 Eylül 2026 Pazartesi

ROMA HUKUKU ÖDEVİ HAKKINDA AÇIKLAMA

Arkadaşlar,

1) Ödevinizi el yazınızla okunaklı ve anlaşılır olarak, koyu renkli (siyah, mavi, lacivert vs.) kalemle hazırlayınız. 

2) A4 kağıt kullanınız. Cevap kağıtlarının her iki tarafını kullanabilirsiniz. 

3) İlk sayfanın sağ üst köşesine adınızı, soyadınızı, numaranızı mutlaka yazınız. Ayrıca kapak yapmanıza gerek yoktur. Şeffaf dosya içine koymanıza da gerek yoktur. 

4) Soruları yeniden yazmanıza da gerek yoktur. Sadece cevapları yazınız. 

5) Ödev yapmak zorunlu değildir. 

6) Ödevleriniz 5 puan üzerinden değerlendirilecek ve ödevden aldığınız puanlar, 2027 yılı Ocak ayında yapılacak vize sınavında alacağınız nota ilave edilecektir. 

7) Ödevlerinizi 29 Eylül 2026 Salı günü derste imza karşılığında elden teslim ediniz. Mail veya posta yoluyla ödev göndermeyiniz.

8) Sorular derste çözülecektir. Bu nedenle ödevlerinizin fotokopisini veya fotoğrafını çekmeniz, cevaplarınızı kontrol etmeniz açısından tavsiye edilir. 

9) Ödev metni birden çok sayfadan oluşuyorsa, mutlaka zımbalayınız.   

10) Cevaplarınızı gerekçelendiriniz. Gerekçenizin dayanağı mevzuat, mahkeme içtihadı, doktrin (bilimsel görüşler) olabilir. Soruda şahsi görüşünüz soruluyorsa, sadece şahsi görüşünüzü yazınız.

Derste görüşmek üzere.

Öğr. Gör. Hüseyin Cem ÇÖL 

27 Eylül 2026 Pazar

Roma Hukuku Pratik Çalışma - 1

Aşağıdaki soru 29.09.2026 Salı günü derste çözülecektir. 

 

PRATİK ÇALIŞMA : Evhahibi Esra ile kiracı Kadir arasında 1.1.2026 tarihinde 1 yıllık yazılı kira sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmeye göre, kiracı her ayın birinde 20.000 TL olan kira bedelini evsahibinin hesabına yatıracaktır. Kiracı Kadir Ocak, Şubat ve Mart kiralarını zamanında yatırmış, ancak Nisan kirasını yatırmamıştır. 

1) Esra, hangi tarihler arasında alacağını talep ve dava edebilir?

2) Esra, 01.07.2026 tarihinde dava açmış olsa, kira sözleşmesinde bir hüküm olmamasına rağmen, kira alacağı yanında faiz talep edebilir mi?   

3) Esra, 01.07.2026 tarihinde dava açmadan önce, UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜ AÇISINDAN yapması gereken bir işlem var mıdır? 

4) Esra, 01.07.2031 tarihinde dava açarsa, Kadir borcunu ödemek zorunda mıdır? 

18 Eylül 2026 Cuma

TRÜ HF 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNE ROMA HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

TRÜ HF 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNE ROMA HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

Arkadaşlar, öncelikle fakültemize ve yeni binamıza hoş geldiniz.

Roma Hukuku dersi hakkında yapacağım açıklamayı dikkatinize sunuyorum:

Ders Günü/Saati/Yeri: Roma Hukuku dersi, Salı günü 15:00-17:00 arasında FHRL01’de yapılacaktır. Derse katılanların imzası alınacaktır. Yönetmelik gereğince, final/bütünleme sınavına girme hakkının kazanılması için öğrencilerin derslerin en az yüzde yetmişine katılmaları gerekmektedir.  

Ders Kaynağı: Dersler, genel eserlerden yararlanarak ve powerpoint formatını kullanarak hazırladığım ROMA HUKUKU ders notlarından işlenecektir. Sınavlarda bu notlardan ve blogda (hukukderslerim.blogspot.com) paylaşılanlardan sorumlusunuz. Ders notunu Konaklar Mahallesi KTÜ D Kapısındaki Göksel Kırtasiye’den satın alabilirsiniz. Derste ders notunuzu mutlaka yanınızda bulundurunuz.

Sınavlar: Sınavlar test, boşluk doldurma, olay çözümleme, kısa cevaplı bilgi ölçme ve/veya verileri hukuk bilgisiyle yorumlama yöntemiyle yapılacaktır.  Derste işlenen tüm konular sınavın kapsamına dahildir. Sınavlardan önceki hafta, sınavın yöntemi ve kapsamı hakkında derslikte ve blogda ayrıca açıklama yapılacaktır. Ayrıca, vize ve final sınav notlarınıza ilave edilmek üzere ödev verilecektir. Ödevlerin kapsamı hakkında derslikte ve blogda açıklama yapılacaktır.

Ödev: Güz döneminin ödevi, Roma Hukuku ders notunda yer alan 19 sorunun çözümlenmesidir. Soruların yer aldığı slayt numarası ve soruların çözümünde kullanılacak ilgili mevzuat aşağıdaki tabloda verilmiştir. Ödevinizi el yazınızla okunaklı ve anlaşılır olarak, koyu renkli kalemle hazırlayınız. A4 kağıt kullanınız. İlk sayfanın sağ üst köşesine adınızı, soyadınızı, numaranızı mutlaka yazınız. Ayrıca kapak yapmanıza gerek yoktur. Soruları yeniden yazmanıza da gerek yoktur. Ödev yapmak zorunlu değildir. Ödevleriniz 5 puan üzerinden değerlendirilecek ve ödevden aldığınız puanlar, 2027 yılı Ocak ayında yapılacak vize sınavında alacağınız nota ilave edilecektir. Ödevlerinizi 29 Eylül 2026 Salı günü derste imza karşılığında elden teslim ediniz. Mail veya posta yoluyla ödev göndermeyiniz. 

No

Sorunun Yer Aldığı Slayt Numarası

İlgili Mevzuat

Soru 1

23

Kat Mülkiyeti Kanunu m.20/1

Soru 2

24

-

Soru 3

29

TMK m.129

Soru 4

30

TMK m.129 ve/veya TMK m.134/1

Soru 5

31

TMK m.129

Soru 6

32

TMK m.129

Soru 7

34

TBK m.81

Soru 8

41

TBK m.207/2

Soru 9

43

TBK m.585, TBK m.586

Soru 10

45

TBK m.90, TBK m.94, TBK m.211

Soru 11

48

TBK m.89

Soru 12

49

TBK m.89

Soru 13

51

TMK m.202 vd.

Soru 14

56

TBK m.91

Soru 15

60

-

Soru 16

85

1982 Anayasası m.96

Soru 17

86

1982 Anayasası m.89/2-3

Soru 18

148

FSEK m.27

Soru 19

153

-

 

Üniversite hayatınızın sağlıklı, huzurlu ve başarılı geçmesini diler, hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlarım. Derste görüşmek üzere...

Öğr. Gör. Hüseyin Cem ÇÖL

Blog: http://hukukderslerim.blogspot.com

Mail: hcemcol@trabzon.edu.tr

Öğrenci Görüşme Günü-Saati-Yeri: Salı günü, 13.00-15.00 aralığı, TRÜ Hukuk Fakültesi 1. Kat 120 Nolu Ofis


TRÜ HF 3. SINIF ÖĞRENCİLERİNE TÜKETİCİ HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

TRÜ HF 3. SINIF ÖĞRENCİLERİNE TÜKETİCİ HUKUKU DERSİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

Arkadaşlar, öncelikle Akçaabat Fatih Kampüsündeki yeni binamızın hepimiz için hayırlı olmasını dilerim.  

Tüketici Hukuku dersi hakkında yapacağım açıklamayı dikkatinize sunuyorum:

Ders Günü/Saati/Yeri: Tüketici Hukuku dersi, Perşembe günü 08:00-10:00 arasında FHRZ04’de yapılacaktır. Derse katılanların imzası alınacaktır. Yönetmelik gereğince, final/bütünleme sınavına girme hakkının kazanılması için öğrencilerin derslerin en az yüzde yetmişine katılmaları gerekmektedir.  

Ders Kaynağı: Dersler, genel eserlerden yararlanarak ve powerpoint formatını kullanarak hazırladığım TÜKETİCİ HUKUKU ders notlarından işlenecektir. Sınavlarda bu notlardan ve blogda (hukukderslerim.blogspot.com) paylaşılanlardan sorumlusunuz. Ders notunu Konaklar Mahallesi KTÜ D Kapısındaki Göksel Kırtasiye’den satın alabilirsiniz. Derste ders notunuzu mutlaka yanınızda bulundurunuz.

Sınavlar: Sınavlar test, boşluk doldurma, olay çözümleme, kısa cevaplı bilgi ölçme ve/veya verileri hukuk bilgisiyle yorumlama yöntemiyle yapılacaktır.  Derste işlenen tüm konular sınavın kapsamına dahildir. Sınavlardan önceki hafta, sınavın yöntemi ve kapsamı hakkında derslikte ve blogda ayrıca açıklama yapılacaktır. Ayrıca, vize ve final sınav notlarınıza ilave edilmek üzere ödev verilecektir. Ödevlerin kapsamı hakkında derslikte ve blogda açıklama yapılacaktır.

Ödev: Vize döneminin ödevi dersin ikinci haftasında duyurulacaktır. Ödevinizi el yazınızla okunaklı ve anlaşılır olarak, koyu renkli kalemle hazırlayınız. A4 kağıt kullanınız. İlk sayfanın sağ üst köşesine adınızı, soyadınızı, numaranızı mutlaka yazınız. Ayrıca kapak yapmanıza gerek yoktur. Soruları yeniden yazmanıza da gerek yoktur. Ödev yapmak zorunlu değildir. Ödevleriniz 5 puan üzerinden değerlendirilecek ve ödevden aldığınız puanlar, vize sınavında alacağınız nota ilave edilecektir. Ödevlerinizi derste imza karşılığında elden teslim ediniz. Mail veya posta yoluyla ödev göndermeyiniz. 

Üniversite hayatınızın sağlıklı, huzurlu ve başarılı devam etmesini diler, hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlarım. Derste görüşmek üzere...

Öğr. Gör. Hüseyin Cem ÇÖL

Blog: http://hukukderslerim.blogspot.com

Mail: hcemcol@trabzon.edu.tr

Öğrenci Görüşme Günü-Saati-Yeri: Salı günü, 13.00-15.00 aralığı, TRÜ Hukuk Fakültesi 1. Kat 120 Nolu Ofis


26 Ağustos 2026 Çarşamba

Sinema Ruznamesi : Bitmiyor Zulüm

 

1. Perde: Kan Davasının Başlangıcı ve Cezaevi Yılları

Fonda Hüseyin Altın’ın "Sardı her yanımı felek çemberi / Derdimi gizledim yıllardan beri / Can evimden vurdu o zalim beni / Dünyada hedefim isyandır zulüm" şarkısı çalınırken, köyün ağası Şakir’in oğlu Ömer (Yadigar Ejder) evin bahçesinde odun kırmaktadır. Şakir merdivenden iner, oğlunun yanına gelir ve "Niye odun kırıyorsun, ben sana odun mu kır dedim?" diye çıkışarak oğlunu dövmeye başlar. Şakir Ağa, oğlu "Bir daha sözünden çıkmam" demesine rağmen dayak atmaya devam eder. Ömer tarlaya doğru hızla kaçar.

Şakir Ağa bu kez de "Oğluma odun kırdıran sensin!" diyerek Hüseyin’i dövmeye kalkar. Hüseyin’in babası, oğlunu döven Şakir Ağa’yı engellemek ister. Ancak Ağa, bu kez Hüseyin’in babasını vurup yere yıkar. Yaşlı adam, "Hüseyin, oğlum, oğlum..." diyerek başını toprağa düşürür ve orada ölür. Traktörden tüfeği alan Hüseyin, Ağa’yı vurarak oracıkta öldürür. Babasının öldürüldüğünü gören Ömer, hızla cenazenin yanına gelir ve ağlayarak "İntikamını alacağım baba!" diye haykırır. Boş yere iki insan ölmüştür; insan hayatı oralarda ucuzdur.

Hüseyin, Samsun Cezaevi’ne atılır. Hapishanede sazını eline alıp "Bitmiyor bendeki bir türlü zulüm" şarkısını söylemeye devam eder. Kadere isyan etmekte, "Kaderin böylesi çekilmez bence" demektedir. En yakın dostu Hamdi Baba’dır (Selahattin Fırat). Ömer ise hapiste bile Hüseyin’i takip etmekte, kapıda çıkacağı günü beklemektedir. Hamdi Baba, Hüseyin’i çok sever ve ona hep şarkı söyletir. Hüseyin sazı eline alır ve şu şarkıyı hakkını vererek çok güzel söyler:

"Bir aşk kurbanıyım, yandım arkadaş / Vaatler yeminler sözler yalanmış / Bilmeden inandım kandım arkadaş / Gülüşler bakışlar hepsi yalanmış"

Artık koğuşun neşesidir. Hamdi Baba hapisten tahliye edilirken Hüseyin’e, "Hapisten çıkınca mutlaka yanıma uğra" der. Hüseyin ise kanlısından kaçmak için hapisten naklini ister. Nakil kararı çıkınca kanlısını atlatır; 34 EV 351 plakalı Yalova Seyahat otobüsüne binerek Hamdi Baba’nın yanına, İstanbul’a gider.

2. Perde: İstanbul Günleri ve Ruşen Usta’nın Saz Evi

Hamdi Baba artık bir iş insanıdır; takım elbiseli, kravatlıdır ve bir sekreteri bile vardır. Ne iş yaptığı ise söylenmez, bir sırdır. Hamdi Baba, Hüseyin’i Ruşen Usta’nın Saz Evi’ne gönderir. Ömer (Yadigar Ejder) ise Hüseyin’in peşinden İstanbul’a trenle gelir.

Bu esnada bir geminin İstanbul Boğazı’ndan geçişini izleriz. Gemi soldan kadraja girer, ağır ağır geçerek otuz saniye sonra sağdan çıkar; yönetmen Mehmet Alemdar’ın acelesi yoktur. Kamera, 1988 İstanbul’unda bizi bir tura çıkarır. İstanbul güzel şehirdir ama haramilerin saltanatı henüz yıkılmış değildir.

Hüseyin, Ruşen Usta’nın yanına gider. Artık saz evinde yatmakta, çalışmakta ve boş zamanlarında sazını çalarak şarkı söylemeye devam etmektedir. Eline sazını alıp şu sözleri mırıldanır:

"Boşa gelmiş gidiyor şu ömrümün baharı / Hiçbir ümit vermiyor gönlümün arzuları / Doğarken bu dünyada garip kalmış biriyim / Ben artık yaşayamam dertlerin sahibiyim"

Ruşen Usta, Hüseyin’i severek ve beğenerek dinler. Ömer ise İstanbul sokaklarında Hüseyin’i aramaya devam etmektedir. Ruşen Usta, Hüseyin’i Hisar Club adındaki eğlence mekanına götürür. Pavyondaki kadın şarkıcı "Yaranamadım" şarkısını söyler. Bu şarkı, Müslüm Gürses’in 1984 yılında Elenor Müzik etiketiyle çıkardığı ve arabesk tarihinin en ağır albümlerinden biri kabul edilen "Yaranamadım" albümünün çıkış parçasıdır. Ruşen Usta’nın pavyonun müdavimi olduğu anlaşılır. Pavyondaki kadınlar Ruşen Usta’ya yakınlaşırlar; ustanın çapkın olduğu görülür, üstelik evlidir de.

Ömer, Hamdi Baba’yı bulup Hüseyin’i sorar: "Lütfen bana yardım edin, hayati bir mesele" der. Fakat Hamdi Baba "Bilmiyorum" diyerek yerini söylemez. Ruşen Usta müşterilerine saz satarken onlarla rakı içer, leblebi yer. Hüseyin ise bu sırada işini savsaklamadan titizlikle saz temizler. Ruşen Usta Hüseyin’den çok memnundur; o geldiğinden beri işler açılmış, kazancı artmıştır.

Hüseyin ustasından avans ister ve Ruşen Usta ona 20.000 TL verir. 1988 yılında 20.000 TL ile yaklaşık 20-25 adet çeyrek altın alınabilmektedir. Ortalama 23 altın desek, güncel serbest piyasa verilerine göre bu miktar yaklaşık 265.167 TL alış ve 268.134 TL satış değerine tekabül eder. Büyük paradır; günümüzde hiçbir usta yanında çalışanına bu kadar avans vermez. Hüseyin aldığı bu parayla gecekondu bir ev kiralar. Duvarları boyar, buralara çıplak kadın resimleri asar. Yorulunca sigara içer, mutlu gibidir.

3. Perde: Pembe Mutlu ve Çemberin Daralması

Hüseyin kalan parasıyla tek başına pavyona gider ve dansözleri izler. Takdimci yeni bir kadın sanatçıyı sahneye davet eder: Pembe Mutlu. Pembe, "Bir değil iki değil / Çekilecek dert değil / Eğer böyle giderse / Ölmemek elde değil" şarkısını söyler. Bu şarkı, Ayşe Tunalı’nın Elenor Plak etiketiyle 1984 yılında çıkardığı "Gözyaşlarım Gibisin" albümünde yer almaktadır ve eserin söz ile bestesi ünlü müzisyen Timur Alpsakarya’ya aittir.

Pavyonda bir müşteri Pembe Mutlu’yu masasına çağırır. Pembe, "Ben sanatçıyım, konsomasyon yapmam" diyerek talebi reddeder. Bir anda Hüseyin ve Pembe pavyondan birlikte kaçarak taksiye binerler. Hüseyin’in duvarları gazete kağıtları ve çıplak kadın resimleriyle kaplı barakasına gelirler. Pembe barakayı beğenmez, ters ters konuşur. Sanki oraya zorla davet edilmiş gibi, kendi isteğiyle geldiği halde zavallı Hüseyin’e trip atar. "Kötü niyetin varsa barakayı başına yıkarım, niye getirdin beni buraya?" der. Hüseyin altta kalmaz, kıza cevabını verir. Hüseyin geceyi çekyatta kazağıyla yatarak geçirir; Pembe ise Hüseyin’in karyolasında yatar. Karyolanın arkasındaki duvarda Serpil Çakmaklı’nın yarı çıplak bir resmi asılıdır. Sabah Hüseyin kahvaltı hazırlar ama Pembe yine trip atarak kahvaltı davetini geri çevirir.

Ömer, Hüseyin’i aramayı sürdürmektedir. Hemşehrilerin kahvesine uğrayıp Hüseyin’i sorar ancak oradan da eli boş döner; bir şey içmeden ayrılır. Pavyondan bir kadın Ruşen Usta’yı telefonla arayıp "Seni çok özledim" der. Fakat niyeti başkadır; amacı Ruşen Usta’yı pavyona getirterek onun vasıtasıyla Hüseyin’e ve konsomasyona çıkmayan Pembe’ye ulaşmaktır. Ruşen Usta pavyona gelir. O sırada sahnede bir kadın "Ben yetimem" türküsünü söylemektedir. Bu türkü, müzikal köken olarak Kürt sanatçı Nizamettin Ariç’e (bazı kaynaklarda melodinin aslı Şivan Perwer’in Le Dotmam eserine) ait olup, Türkçe aranjmanının ve arabesk/türkü formundaki bestesinin telif hakları ünlü müzisyen Burhan Bayar’a aittir. Şarkıyı ilk kez geniş kitlelere sevdiren, 1986 tarihli "Karnaval - Emrah / Ben Yetim" kataloğunda da yer alan Küçük Emrah olmuştur. İbrahim Tatlıses ise şarkıyı bir yıl sonra "Benim Hayatım" albümünde seslendirmiştir.

Ruşen Usta türküyü dinledikten sonra patronun adamları tarafından yaka paça sürüklenerek patronun odasına götürülür. Amaç, Pembe’yi kaçıran Hüseyin’e ulaşmaktır. Böylece Hüseyin’in peşindekiler bir iken iki olmuştur.

4. Perde: Hesaplaşma ve Çelişen Sonlar

Bu sırada gecekonduda işler yoluna girmiştir. Pembe tribi bırakıp Hüseyin’e çorba pişirir. Birlikte romantik bir ortamda, yer sofrasında çorba içerler; aralarında samimi bir hava esmektedir. Çorbanın sıcaklığı ortamı yumuşatmış, dilleri açmıştır.

Pavyonda ise patron kanepede bir kadınla sevişmekte, kadının bacaklarını okşamaktadır. Bu kadın pavyonda çalışanlardan biri olmalıdır. Patron kadınla öpüşürken, kadının boynu yerinden kopacak gibi gerilir. Kadın iki bacağını da genişçe açmışken fedailer kapıyı vurur. Patron ve kadın toparlanıp "İçeri girin" derler. İki fedainin arasında Ruşen Usta vardır ve ona Hüseyin’i sorarlar. Usta, "Pazartesi işe gelir, şimdi nerede bilemem" der. Patron, "Madem öyle, pazartesiye kadar misafirimiz olacaksın" diyerek ustayı rehin alır. Fedailer ustayı dışarı çıkarır, patron ise kaldığı yerden kadına tekrar yumulur.

Pazartesi günü fedailer ustayı saz evine bırakıp, Hüseyin’i paket yaparak evine götürürler. Ev, eski bir sokakta bulunan ahşap bir binadır. Fedailer eve girer ama kızı bulamazlar. Hüseyin’i tartaklayıp sokak ortasında döverler. "Bu kız böyle bir adamla kalmaz" diyerek, kızı Hüseyin’e yakıştırmadan olay yerini terk ederler. Komşuya çene çalmaya giden Pembe, Hüseyin’i sokakta kanlar içinde bulur ve hemen eve taşıyıp yaralarını pansuman eder. Hüseyin yüzündeki kanlar temizlenince duygusallaşır, el ele tutuşurlar. Pembe yediği dayaktan dolayı kendini suçlayarak "Benim yüzümden oldu" der. Hüseyin, "Biz silleyi doğuştan yemişiz" cevabını verir. Pembe ise "Bu kadar karamsar olma" diyerek karşılık verir; aralarında bir kader tartışması yaşanır ve Hüseyin cüzi iradeyi kabul etmez.

Bu sırada pavyonda Savaş Ay’ın annesi Şükran Ay sahne almakta ve "Eskidendi O" şarkısını söylemektedir. Bu parça, Türk arabesk müziğinin güçlü seslerinden Kamuran Akkor’un 1986 yılında çıkardığı "Sev Yeter" albümünde yer alır; sözleri Cemal Işıkhan’a, müziği Ali İhsan Kısaç’a aittir. Şarkı, "Yüzümde tebessüm arama dostum / Mazideki büyük sevgidendi o" sözleriyle başlar.

Ömer pavyona gelir. Rakı içerken bir konsomatris yanına gelip, "Nerelisin sen, çok sevdim seni, iyi adama benziyorsun" der; çünkü konsomatrisler insan sarrafıdır. Ancak fedailer hemen Ömer’i kollarından tutar, ona Pembe’yi ve Hüseyin’i sorarlar. Ömer, "Çekin ellerinizi be, çekin!" diyerek tepki gösterir.

Sonra Sultanahmet’e geçeriz. Hüseyin ve Pembe iki sevgili gibi gezmektedir. Hüseyin "Terk Edilmiş Gibi" şarkısını söyler; ağaçlar arasında saklambaç oynarlar, el ele çimenlerde yürürler. İstanbul güzeldir, aşık olmak güzeldir. (Buradaki şarkı seçimi tartışmaya açıktır; şarkı güzel olsa da ortama pek uymamaktadır).

Ömer en sonunda Ruşen Usta’yı bulup Hüseyin’i sorar. Cevap alamayınca, "Hadi eyvallah moruk" diyerek saz evinden saz almadan ayrılır. Ruşen Usta ise en sonunda Hamdi Baba’yı arar (daha önce neden aramadığı bilinmez). Hamdi Baba, Hüseyin’i telefonla arayarak, "Ömer senin peşinde, İstanbul’u terk et" der. Hüseyin, "Kaçacağım" diyerek eve gider ve Pembe’ye surat yapar; canı sıkkındır. Pembe, "İçimizi karartacağına şunu çal da yüzümüz gülsün" diyerek ona sazını uzatır. Hüseyin sazı alır ve şu şarkıyı söyler:

"Uğruna canımı vermek isterdim / Her zaman yanında olmak isterdim / Şu fani dünyada ömrüm boyunca / Tertemiz aşkına doymak isterdim"

Pembe duygulanır. Hüseyin, Pembe’ye "Kaçacağım, Şakir’in Ömer izimi bulmuş" der. Pembe, "Beni de götür gittiğin yere" deyince Hüseyin, "Sevgilim, seni gelinlikler içinde götürmek isterdim" diye karşılık verir.

Haydarpaşa Garı’nı uzun uzun izleriz. Hüseyin tam trene binecekken Şakir’in Ömer’in kurşunlarıyla oracıkta ölüverir. Pembe sevgilisinin üzerine kapanıp ağlar. Polis gelir, öldü mü diye Hüseyin’in başını hafifçe kaldırıp bırakır; öldüğüne kanaat getirince, Hüseyin’in başında elinde silahla otobüs bekler gibi bekleyen Ömer’i alıp götürür. Fonda Hüseyin Altın’ın "Zamanında" şarkısı çalarken nihayet bitmeyen zulüm biter ve ekranda SON yazısı görünür.


Bitmiyor Zulüm (1988)

Director: Mehmet Alemdar

Writer: Mehmet Alemdar

Stars: Hüseyin Altın, Pembe Mutlu, Yusuf Akyurt, Birsen Şen, Yadigar Ejder, Selahattin Fırat, Şükran Ay, Gülçin Gülen, Cuma Pamuk, Sönmez Yıkılmaz

20 Temmuz 2026 Pazartesi

Sinema Ruznamesi: Oda/Ev

 

"Spinoza" isimli X kullanıcısı, hesabında bugün şu paylaşımı yapmış: 

"İç manzarası kitap, dış manzarası alabildiğine deniz olan bir ev var tahayyülümde, tasarımı sade, içi küçük, az eşyalı, kapital markaların dekorasyonundan uzak durduğu, mümkünse zili olmayan, kimsenin uğramayacağı her anlamda "bana kadar" bir ev."

Okuduğum da tebessüm etmedim değil. Birinin hayaline sahibim. Neredeyse bu tanıma aynen uyan, yedi yıldır -genelde gündüzleri- kullandığım bir evim var. Ev dediğime de bakmayın. İçinde banyosu, tuvaleti, mutfağı bulunan genişçe bir oda (1+0) aslında. 

Odanın bir köşesinde, kapıdan girişte solda, dolap ve tezgahtan ibaret küçük bir mutfak. Tezgahta tek göz küçük bir ocak. Yemek yapmıyorum, sadece çay demlemek için. Dolapla tezgah arasında mini buzdolabı. Ayrıca bir kettle ve dolapta birkaç mutfak eşyası.  

Oda denize sıfır değil ama deniz manzaralı. Hatta ilaveten artık fakülte manzaralı. Balkonu bilerek kapatmadım, böyle daha iyi. Bilhassa serin yaz akşamlarında, balkona masa atıp, uzakta ışıkları göğe vuran denize demirlemiş gemiye bakarak çay içmenin tadı bambaşka çünkü. 

Odada, sürekli yer değiştiren, açılıp kapanan portatif iki masa. Biri bilgisayarımı, diğeri projeksiyon cihazını koymak için. Bir çekyat. İyice eskittiğim bir koltuk. Sadece harici harddiski takıp film izlemek için kullandığım -antensiz ve kanalsız- bir televizyon. Televizyonun sırtını dayadığı duvarda Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da" filminin afişi: Hayat bazen muhtarın kızıdır.  

İki duvardan biri projeksiyondan film izlemek için boş, diğeri tonu her geçen gün açılan çivit mavisi renginde beş parçadan oluşan kitaplıkla kaplı. Raflarda, çoğunu, son bir yıl içinde Nadir'den satın aldığım sinema kitapları. Değme sinemacının bile böyle zengin bir sinema kitaplığı yoktur. Elbise dolabının içi de silme kitap: Edebiyat, roman, öykü, şiir, tarih, din, tiyatro vs. Mutfak tezgahının altı da, televizyonu koyduğum masanın altı da olduğu gibi kitap. Bazen iki pencere kenarına dizdiğim de oluyor kitapları. Böyle giderse, odadan çok bir sahaf dükkanına benzeyecek burası. Çoğunu okuduğum, sayfalarında saatler geçirdiğim, hayatımı paylaştığım kitaplar arasında, bazen hiçbir şey yapmadan oturmak bile, kendimi mutlu etmeye yetiyor. 

Evin zili var ama pek çalan yok. Sadece kitap getiren kargocular ve yemek siparişi verdiğim kuryeler. Onun dışında gelen giden yok. Zaten istediğim de bu. Yaşlandıkça daha çok seviyorum yalnız kalmayı. Hatta çokluk yalnız kalmak için kaçıyorum buraya. Sadece kitap okumak, film izlemek ve -çok şükür- yazmak. Tüm bencilliğimle hayattan bütün isteğim bu kadar ve bütün isteklerimi bu oda-ev'de yapabiliyorum. 

Bir de müzik dinlemek tabi. Bu eve en çok yakışan müzik aslında "blues". Fakat ben, kendi arabeskimden, kendi türkülerimden, kendi popumdan bir türlü kopamıyorum. Abdullah Papur, Güllü, Vega, Ahmet Kaya, Muhlis Akarsu, Ali Ekber Çiçek, Neşet Ertaş, Erol Evgin, Ümit Besen, Zeki Müren, Gülden Karaböcek, Emel Sayın, Kazım Koyuncu, Ferdi Özbeğen ve elbette Ayşen Birgör dinliyorum daha çok. 

"Bana kadar" diyordu Spinoza. "Bana yetecek kadar" diyerek açayım bu ifadeyi. Kendinle başbaşa kalabileceğin ve kendini insanlara ihtiyaç duymadan zahmetsizce mutlu edebileceğin kadar. 

Kitap, müzik, sinema ve deniz. 

İşte bu kadar.