15 Nisan 2018 Pazar

BİNMEM ARTIK ASANSÖRE




Akşam vakti okula vardım
Selam verip içine daldım
İki kat arasında kaldım
Binmem artık asansöre

Sanki bir tabuttaydım
Aklıma geldi çocuklarım
Tutmaz oldu bacaklarım
Binmem artık asansöre

Ölmeden önce öldürdü
Beni kendime güldürdü
Gülen yüzümü soldurdu
Binmem artık asansöre

Az kalsın ölecektim
Buraya kadarmış dedim
Çok düşündüm, karar kesin
Binmem artık asansöre

Mezar gibi mekan dardı
Her yanımı korku sardı
Sağolsun Mahmut kurtardı
Binmem artık asansöre

Cem Çöl der ki, kardeşlerim
Vakit varken sevin sevilin
Teknoloji güzel, lakin
Binmem artık asansöre


Hüseyin Cem ÇÖL
H 309 – 15.04.2018

28 Ocak 2018 Pazar

Sinema Ruznamesi: BUGÜNÜN SARAYLISI



Fatih Ayşen'i seviyor, Ayşen ise Savaş'ı. Savaş, Ayşen'i sevmiş gibi yapıyor ama aslında sevmiyor. Ayşen’i seven Fatih'i, Savaş'ın kızkardeşi Süreyya seviyor ama Fatih, Süreyya'yı sevmiyor. Feride kocası Atıf'a aşık ama Atıf karısını sevmiyor. Ata Bey’in aklı gençlik aşkında yani Ayşen’in rahmetli annesinde. Ata Bey, karısı Üftade'yi sevmiyor. Üftade ve komşu yalıda oturan Savaş'ın annesi Rezzan Ata Bey’i seviyor. Rezzan, rahmetli kocası Kemal’i sevmemiş, aklı Ata Bey’de kalmış. Savaş’ın eski nişanlısı Neslihan, Selim’i sevmiyor ama sevmiş gibi yapıyor. Selim saf, Neslihan’ı seviyor ve sevildiğini zannediyor. Bir de Ata Bey’in atelyede çalışan ustası var. O da karısından boşanmış ama pişman.

Yani, bu dizide sevenler sevilmiyor, birbirini karşılıklı seven kimse yok, herkes yarım, herkes sevgiye aç.

Hüseyin Cem ÇÖL
H 309 - 28 Ocak 2018 

16 Kasım 2012 Cuma

Akıl Yürütmenin Pratik Çalışmalarda Uygulanması


—  AKIL YÜRÜTME (TASIM) ÖRNEĞİ :
—  Büyük Öncül : Saçı çıkmayana kel denir.
—  Küçük Öncül : Ahmet’in saçı çıkmıyor.
—  Sonuç (Vargı) : O halde, Ahmet keldir.

—  AKIL YÜRÜTMENİN PRATİK ÇALIŞMALARDA UYGULANMASI

—  ÖRNEK 1 :
—  Olay : A, B’nin bankadan aldığı krediye kefil oldu. Kefalet akdinde sorumluluğun müteselsil olup olmadığı belirtilmedi.
—  Soru : B, mütesesil kefil midir? Yani Banka borç muaccel olduğunda doğrudan B’yi takip edebilir mi?
—  Büyük Öncül: TTK’ya göre ticari işlerde kural müteselsil kefalettir. Yani kefaletin türü belirlenmemişse müteselsil kefalet hükümleri uygulanır.
—  Küçük Öncül: Olaydaki kefalet akdi …. nedenlerden dolayı ticari iştir ve kefaletin türü belirlenmemiştir. 
—  Sonuç : O halde B, müteselsil kefildir. Banka borç muaccel olduğunda B’yi takip edebilir.

—  ÖRNEK 2 :
—  Olay : A kiralamak istediği evin camına KİRALIK yazısını asmıştır.
—  Soru : KİRALIK yazısının hukuki niteliği İCAP mıdır?  
—  Büyük Öncül: Bir sözleşmenin kurulabilmesi için gerekli olan irade beyanlarından, zaman itibarıyla önce yapılan, sözleşmenin bütün unsurlarını (esaslı noktalarını) ihtiva eden, karşı tarafın kabul beyanıyla sözleşmenin kurulması sonucunu doğuran, tek taraflı ve varması gerekli irade beyanına “öneri (icap ya da teklif)” adı verilir. İcap, sözleşme yapmaya yönelik bir irade beyanıdır. Bu nedenle ciddi olmalıdır. Yani icabı yapan icabı ile bağlanmak niyetiyle hareket etmelidir. Eğer böyle bir niyet taşımıyor, karşı tarafı icapta bulunmaya sevk etmek için beyanda bulunuyorsa, ortada bir icap değil, icaba (öneriye) davet (bağlayıcı olmayan öneri) vardır. Öte yandan icap, sözleşmenin bütün esaslı noktalarını kapsamalıdır. Eğer irade beyanı sözleşmenin bütün esaslı noktalarını kapsamıyorsa icaptan (öneriden) değil, icaba (öneriye) davetten (TBK. m. 8’in ifadesiyle bağlayıcı olmayan öneriden) söz edilir.
—  Küçük Öncül: Olayda kira akdinin esaslı unsuru olan kira bedeli “kiralık” yazısında belirtilmediğinden, kira bedelinin tespit edilmesinin tarafların karşılıklı görüşmesine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ortada icabın koşulları tam olarak gerçekleşmemiştir.
—  Sonuç : O halde, KİRALIK yazısı icap değil icaba davettir.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ NOKTALAR :

1.     Büyük öncül, DOĞRU OLMALI, GENİŞ VE AYRINTILI YAZILMALI ve VARSA YASAL DAYANAKLARI MUTLAKA BELİRTİLMELİDİR. İlgili madde numarası cümle sonunda parantez içinde gösterilebilir ya da cümle başında örneğin “TBK m.402 gereğince” ya da “TBK m.402’ye göre” diyerek belirtilebilir.
2.     BÜYÜK ÖNCÜL YANLIŞSA, SONUÇ YANLIŞ OLUR.
Örnek :
—  Büyük Öncül : Saçı çıkmayana sağır denir.
—  Küçük Öncül : Ahmet’in saçı çıkmıyor.
—  Sonuç (Vargı) : O halde, Ahmet sağırdır.  

3.     KÜÇÜK ÖNCÜLDE, SOMUT OLAYLA BÜYÜK ÖNCÜL ARASINDA DOĞRU BİR BAĞ KURULMALIDIR. KURULAN BAĞ YANLIŞSA SONUÇ DA YANLIŞ OLUR.
Örnek :
—  Büyük Öncül : Saçı çıkmayana kel denir.
—  Küçük Öncül : Ahmet’in kulağı duymuyor.
                   Sonuç (Vargı) : O halde, Ahmet keldir. 

5 Kasım 2012 Pazartesi

Hukuk Tahsilinin Anlamı Ne?



“…Hukuk tahsili, sanıldığının aksine sadece teorik bilgilerin öğrenilmesinden ibaret değildir. Aksine, hukukçunun en belirgin ve karakteristik özelliği olan “hukuk mantığı”, yani hukuki tarzda düşünme alışkanlık ve kabiliyeti hukuk tahsili ile elde edilir. Bu ise, ancak tahsil esnasında araştırma ve araştırma metodlarını öğrenme ile çok okuma sonucunda elde edilebilir. Yoksa, genel kanaatin aksine, bu kabiliyet fakülte sonrası günlük hayatta yaşanılacak tecrübelerle elde edilemez. Bu anlamda, fakülte manasını açıkça hissettiren hoca ve kitap bileşiminden hakkıyla yararlanmadan hukukçu olunabilmesi mümkün değildir. Zira, hukuk öğrencisi hocasından araştırma yapmayı ve teorik bilgilerini pratiğe geçirmenin metodlarını öğrenecek ve ders kitaplarıyla sınırlı olmayan bol okuma faaliyetleriyle de ilmi formasyonunu sağlayacaktır. Binaenaleyh, okumayı öğrenememiş ve hukuk mantığını da tahsili esnasında elde edememiş kimse, diplomasını almış olsa bile, Hukuk tahsili yapmış sayılamaz.”

 Prof.Dr.Rıza AYHAN 

Hukuk Öğrencileri İçin Önemli Olan Ne?


“… Hukuk Fakültesinde her ders kendi konusunda ilkeleri, müesseseleri ve kavramları öğretirken, hukuk öğrencileri için önemli olan, derste verilen bilgiyi ayrıntılarıyla öğrenmek ve hatırda tutmak değil, okunan kitaplardan elde edilen bilgiler yardımıyla ilkelere, müesseselere ve kavramlara hakim olmaktır.” 

Prof.Dr.Rıza AYHAN 

27 Ekim 2012 Cumartesi

İyi Bir Hukukçu Nasıl Olmalıdır?

"... İyi bir adalet, şüphesiz iyi hukukçularla mümkündür. Bir ülkenin hukuk sistemi ne kadar mükemmel olursa olsun, onu uygulayacak bilgi ve yeteneğe sahip hukukçular olmazsa adaletin gerçekleştirilmesi mümkün olmayacaktır. Fakat iyi yetişmiş ve kendini mesleğine adamış hukukçuların bulunduğu bir ülkede, hukuk sistemi mükemmel olmasa da, sistemin eksiklikleri ve zaafları önemli sorunlara yol açmayacaktır. Bunun en güzel örneğini Roma İmparatorluğu'nda görmek mümkündür. Küçük bir şehir devleti olarak kurulan Roma, büyük bir imparatorluğa dönüşünce, Ius Civile'nin hükümleri yetersiz kalmaya başlamıştır. Kanunu değiştirmek kolay olmadığı için iş hukukçulara düşmüş, Roma'nın büyük hukuk dehaları, eskiyen ve ihtiyaçlara cevap veremeyen kuralları, günün ve toplumun ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlayarak hakkaniyete uygun çözümler üretmişlerdir. Roma'nın hukuk uygulayıcıları olan Praetor'ların yapmış oldukları katkılar sebebiyle Roma Hukuku gelişerek tüm Avrupa'yı etkilemiştir. Roma Hukukunun bu seviyeye gelmesinin en önemli sebebi, hiç şüphe yok ki, Romalı hukukçulardır.

İyi bir hukukçu nasıl olmalıdır? Bu soruya pek çok doğru cevap verilebilir. Fakat verilebilecek ortak cevaplardan bazıları şunlardır:

i) İyi bir hukukçu iyi bir hukuk bilgisine sahip olmalıdır.
ii) Hukuk kurallarını doğru bir biçimde yorumlayıp olaylara uygulayabilecek hukuk tekniğine sahip olmalıdır.
iii) Önüne gelen karmaşık bir olayı, hakkaniyete uygun bir biçimde çözebilecek hukuk nosyonuna sahip olmalıdır.
iv) Hiç bir etki ve baskı altında kalmadan objektif kararlar verebilmelidir.
v) Mesleğini sevmeli, hukukun üstünlüğüne inanmalı, idealist olmalı, meslekî idealleri kişisel çıkarlarının üstünde olmalıdır.
Bu soruya verilebilecek başka cevaplar da vardır. Örneğin, çağdaş ülkelerdeki gelişmeleri takip edebilmeli ve bunu yapabilecek yabancı dil bilgisine sahip olmalı, düzgün bir Türkçe ile konuşmalı ve yazmalı, insanlarla iyi ilişkiler kurabilmeli, sosyal olmalı, ufku geniş olmalı, entelektüel seviyesi yüksek olmalı gibi...
İdeal bir hukukçunun, bu saydıklarımızın yanı sıra daha pek çok olumlu özelliğe sahip olması gerekmektedir. Fakat acaba Türkiye'deki hukukçuların yüzde kaçı bu özellikleri taşımaktadır? Ya da iyi hukukçu olarak nitelendirilen kimseler bu özelliklerden yüzde kaçına sahiptir? Bunun cevabını vermek oldukça güçtür. Fakat bu sorulara çok olumsuz cevaplar vermek, büyük fedakârlıklarla adalet hizmeti veren değerli hukukçularımıza haksızlık etmek olur. Tozpembe bir tablo çizmek ise, yanlışlarımızı ve hatalarımızı görmememize neden olacağı için, bunları ortadan kaldıracak çözümlerin üretilmesini de engelleyecektir."
Prof. Dr. Şahin AKINCI (Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)

NOT : Makalenin tamamını okumak için tıklayınız: http://www.sahinakinci.com/makale3.htm

25 Ekim 2012 Perşembe

Hukuk Eğitim ve Öğretiminin Amacı

"Hukuk eğitim ve öğretiminin amacı, öğrencilere bir bilgi yığını yüklemek değildir; öğrencilerimizi bilgiye erişebilmelerini, muhakeme yapabilmelerini sağlayacak birikim ile donatmaktır. Hukukçu, bilgili olmasının yanı sıra öncelikle ahlâklı, erdemli, hoşgörülü ve geniş kültürlü olmalıdır; insan sevgisiyle dolu olmalıdır."

Prof.Dr.Nami ÇAĞAN (Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)